Ana içeriğe atla

Before We Go-Chris Evans


Hafif bir romantik komedi izlemek isteyenler için Before We Go iyi bir seçim gibi duruyor. Nick, New York'taki Grand Central Terminal'inde müzik yaparak vakit öldürmektedir. İstasyonun kapanmak üzere olmasına aldırış etmez. Tam o esnada Brooke koşarak perona gider ve tren çoktan hareket etmiştir. Boston'a giden son trendir ve Brooke'un başka parası yoktur. Nick ona yardımcı olmak ister. Brooke ise ilk etapta bir yabancıya güvenemez ve gerçek adını söylemez. Bir barda otururken Prada marka çantası çalınmıştır. Tüm kredi kartları ve parasını kaybetmiştir. Eve giden son treni de kaçırdığı için ne yapacağını bilememektedir. 
Nick ise ona çantasını bulma sözü verir. İkisi bara giderler ve çantayı çalan hırsızların yerini öğrenirler. Nick bir kahraman edasıyla hırsızlardan çantayı almaya çalışır ancak Brooke polis çağırmıştır ve Nick adamlardan bir yumruk yer. New York sokaklarında geceye devam ederler. Brooke evli olduğunu itiraf eder ve kocası sabah eve gelmeden evine gitmek zorundadır. Nick ise onu eve göndermek için bir süre şansını denese de başarılı olamaz.
Zaman ilerledikçe ikili birbirine yakınlaşır. Brooke kocasına bir mektup bırakıp onu terk ettiğini sonra da pişman olup geri dönmek istediğini söyler. Nick ise 6 senedir görmediği eski sevgilisini o gece göreceğini anlatır. Yardım etme sırası bu kez Brooke'tadır. Nick'in sevgilisi gibi davranacak ve eski sevgilisini tekrar kazanmaya çalışacaktır. Yine evdeki hesap çarşıya uymaz ve Nick vazgeçilemez biri olmadığını anlar. Tıpkı aldatılan Brooke gibi.
Aşktan darbe yiyenleri birleştiren New York'ta, ikili aslında karşılaşmalarının tesadüf değil de kaderin bir oyunu olabileceğini düşünmeye başlar. Belki bir daha görüşmeliyiz diye birbirlerine şans verirler. Önce sonuçlandıracakları mevzular vardır...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Allacciate Le Cinture - Kemerlerinizi Bağlayın

Yönetmen Ferzan Özpetek'in son filmi "Kemerlerinizi Bağlayın" dün Türkiye'de vizyona girdi. Bu havada Ferzan filmi iyi gider diyerek arkadaşlarla bilet aldık. Koltuklarımıza kurulduktan sonra yağmurun sesiyle açılış sekansı başladı. Hareketli kamera şiddetle yağan sağnağı adeta bize yaşattı. Otobüs durağına varınca da bir tilt ile filmin başrol oyuncularıyla tanışmış olduk hemde bir ırkçı kavga sebebiyle. Güzel Elena, bir barda garson olarak çalışmaktadır, en yakın arkadaşı ise gay Fabio'dur. Fabio ise Silvia ile oturmaktadır. Akşamları eve gelmemesiyle bir sevgili edindiği anlaşılan Silvia, çareyi arkadaşlarıyla Antonio'yu tanıştırmakta bulur. Tamirci olan kaba davranışlı Antonio, Silvia'nın arkadaşları tarafından sevilmez. "Zıt kutuplar birbirini çeker" Antonio ve Elena birbirine aşık olur. Ancak Elena'nın iki senelik bir ilişkisi vardır ve maalesef! o da Silvia'ya aşıktır.  Bara gelen Antonio bir bardak birayı fondip yaptıkta...

Terminus'da Ne Var? "The Walking Dead"

Kim ölür kim kalır meselesi... İzlemeden okumayalım lüften. 4. Sezon 8. bölümün sonunda herkes hapishaneden dışarı savrulmuştu. Gözü dönmüş vali gidip bir kampı kendine göre düzenlemiş, görünürde bir aile bile kurmuştu. Ancak bu hayat onun için yeterli değildi. Kendi kendine hapishanedekileri (yani Rickleri) düşman edinmişti ve intikam almalıydı. Kamptakileri doldurup hapishaneye sürdü. Ve Hershel'in kafası gövdesinden ayrıldı... Sapkın vali bunu Michonne'nin kılıcıyla yaptı. Sonrasında karşılıklı bir saldırmaca sürdü. Otobüsle hapishaneden ayrılanlar ve bir sağa bir sola savrulanlar oldu. Ne hikmettir ki ilerleyen bölümlerde otobüsün en güvensiz yer olduğu anlaşıldı. 8. bölüm sonrasında "The Walking Dead" fanatikleri merakla bekledi. Kim nereye gitti, nasıl buluşacaklar? Rick ve Carl, Judith'i kaybetti ve bunu uzun bir süre üstlerinden atamadılar. Ağır yaralı olan Rick'i oğlu Carl gözetti. Bu süreçte babasıyla bazen monolog bazen de dial...

The Shape of Water

Su kıyısında bulunan dilsiz bir kız yine suya geri döner... Önce aşkı yaşayacaktır. Elisa çalıştığı yerde farklı bir yaratıkla karşılaşır. Suda ve karada yaşayan fiziği insana benzese de çok uzaklardaki yerlilerin 'tanrı' olarak çağırdığı bu şey yaratıktır. Elisa ona yumurtalar getirerek, işaret dilini öğretmeye çalışır. Güvenlik görevlisi Richard bu konuda çok acımasızdır, onun deneylerde kullanılmasını hatta parçalara ayrılmasını ister. Her ne kadar 60'lı yılların iyi Amerikan aile babası gibi görünse de asıl onun içinde bir yaratık yaşamaktadır.  Elisa yakın arkadaşı reklamcı Giles de işten atılmış ancak geri kabul edilmek için uğraşmaktadır. Siyahi iş arkadaşı Zelda da Elisa'ya sorun çıkarmaması için uyarılarda bulunmaktadır. Kalbi aşkla çarpan genç kadın, yaratığın öldürülecek olmasını kabul edemez. Çünkü onunla bir bağ kurmuştur. İş başa düşer, korksa da onu kaçırmaya karar verir. İşin içine etrafındakileri de sokar. Hatta kaçırma harekatına aslen Rus aja...