Ana içeriğe atla

Annemle Geçen Yaz-Anna Muylaert


2015 Sundance Jüri Oyunculuk Özel Ödülü
2015 Berlin Panorama İzleyici Ödülü
2015 Valletta En İyi Yönetmen 

"Annemle Geçen Yaz" Filmekimi'nin en iyi filmlerinden... 
Val, Sao Paulo'daki bir zenginin evinde hizmetçilik yapmaktadır. Yaklaşık 10 senedir çalıştığı evin hanımından daha yakındır evin çocuğuna. Ve kendi kızını geride üvey anneye bırakarak gelmiştir. O yüzden pek sesli söyleyemez kızının varlığını ve onu özlediğini. Fabinho'nun saçını okşar, uyuşturucu kullanmasını ailesinden gizler ve tüm evlat sevgisini ona verir. Özellikle onun bademli çikolatalı dondurmasını kızına bile yedirmez. Ailenin güveni Val'a karşı sonsuzdur çünkü tüm evin düzeni yıllardır ondan sorulur. İşini bir kere bile aksatmamıştır. O yüzden kredisi yüksektir. 
Üniversiteye hazırlanmak için gelen Jessica'yı uzun süredir görmemiştir. Havalimanında karşılaştığında ağlamamak için kendini zor tutar. Kızı ise daha soğuktur. Kendisini bırakan annesini affetmeye pek niyetli değildir. Yolda Jessica 'patronların evine' gitmek istemediğini söylese de pek seçme şansı yoktur. Val iş yerinde binbir ricayla ona adasında bir yatak hazırlamıştır. Ancak Jessica orada kalmak istemez. Misafir odasına yerleşir. Evin sahibi Carlos'un zaafından yararlanarak hizmetçi kızı muamelesi görmez. O artık evin misafiridir.
Salonda evin beyi ile yemek yeme, annesine iş buyurma, evin oğluyla havuzda yüzme ve  kurallarını ihlal etme davranışları Val'ı çileden çıkarır. Aslında Jessica zengin ve fakir ayırımı o evde kırmaktadır. Rahat davranışları ile paranın önemsiz olduğunu gösterir. Aile onun mimarlık okuma isteğini çok zengince bulup aşağılarken o evin oğlundan yüksek puan alıp hepsine gereken cevabı verir.
Jessica annesine kızıp evi terketse de annesinin onun ve hiç görmediği torunu için işten ayrılması taşların yerine oturduğunu gösteriyor. Uzak bir mahallede, küçük de olsa insanın kendi evi gibisi yok! Özellikle hanımı Barbara'ya aldığı kahve fincanı setini yanında getirmesi de takdire şayan. 

Detaylar
Val'ın hal ve hareketleri tam bir evhamlı, disiplinli hizmetçi portesi çiziyor. Oldukça başarılı:))
Jessica'nın zenginlere ve düzene karşı çıkan hali örnek oluyor.
Fabinho'nun üniversiteyi kazanamayınca dil kursu için yurtdışına gönderilerek bir kez daha evden uzaklaştırılması. 
Barbara'ya alınan fincan takımı ve siyah-beyaz uyumsuzluğu son sahnede bize doğruyu gösteriyor.
Carlos'un mutfakta dizlerinin üzerine çöküp Jessica'ya evlilik teklifi etmesi ve kız şaşırınca şaka yaptığını söylemesi oldukça komik.
Val'ın kızının girdiği havuza gece vakti girmesi ve orada kızıyla telefonda konuşması en önemli detaylardan birkaçı.
İyi seyirler.))


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Terminus'da Ne Var? "The Walking Dead"

Kim ölür kim kalır meselesi... İzlemeden okumayalım lüften. 4. Sezon 8. bölümün sonunda herkes hapishaneden dışarı savrulmuştu. Gözü dönmüş vali gidip bir kampı kendine göre düzenlemiş, görünürde bir aile bile kurmuştu. Ancak bu hayat onun için yeterli değildi. Kendi kendine hapishanedekileri (yani Rickleri) düşman edinmişti ve intikam almalıydı. Kamptakileri doldurup hapishaneye sürdü. Ve Hershel'in kafası gövdesinden ayrıldı... Sapkın vali bunu Michonne'nin kılıcıyla yaptı. Sonrasında karşılıklı bir saldırmaca sürdü. Otobüsle hapishaneden ayrılanlar ve bir sağa bir sola savrulanlar oldu. Ne hikmettir ki ilerleyen bölümlerde otobüsün en güvensiz yer olduğu anlaşıldı. 8. bölüm sonrasında "The Walking Dead" fanatikleri merakla bekledi. Kim nereye gitti, nasıl buluşacaklar? Rick ve Carl, Judith'i kaybetti ve bunu uzun bir süre üstlerinden atamadılar. Ağır yaralı olan Rick'i oğlu Carl gözetti. Bu süreçte babasıyla bazen monolog bazen de dial...

contemporary

Benim Evim Senin Evin- Mübadele Tiyatrosu

Basında Biz 🤍 Mimesis Dergi -Evrensel Gazetesi- Tiyatro Dergisi   OYUNU YAZARKEN ÖNCESİ VE SONRASI  Nüfus Mübadelesi’nin üçüncü kuşak torunlarından biri olarak, bu oyunu yazmayı atalarıma olan bir borç olarak görüyorum. Doğduğunuz toprakları, yurdunuzu ve anılarınızı geride bırakmak çok zordur… En acı olan ise bu kararın başkaları tarafından verilmesi ve insanların buna mecbur bırakılmasıdır. Anneannemden dinlediğim hikâyeler ve okuduğum kitaplar ruhumu bambaşka yerlere taşıdı. Bu zorunlu göçün, onu yaşayan insanların üzerinde silinmez bir travma yarattığını ve bunun farkında olmadan sonraki kuşaklara aktarıldığını hissettim. Araştırmalarım sırasında duygusal olarak çok zor günler geçirdim; bu oyunu gözyaşları içinde yazdım. Ne yazık ki bugün bile bu oyuna dönüp yeniden okumak ve üzerinde çalışmak cesaret istiyor. Bazen kendimi buna yeterince güçlü hissetmiyorum. Dilerim tarih bir daha hiç kimseye böyle acılar yaşatmaz. Yaklaşık üç yıl boyunca, mübadele nedeniyle göç etm...