Ana içeriğe atla

Love-Gaspar Noe


"Dönüş Yok" filmi ülkemizde vizyona girdiğinde çok ses getirmişti. Gaspar Noe adı pek hatırlanmasa da Monica Bellucci'nin tecavüz sahnesi herkes tarafından izlenmiş hafızalara kazınmıştı. Hem sert hem de rahatsız edici bir film olan "Dönüş Yok", özellikle kurgusu açısından izleyiciyi ters yüz etmekteydi. Yönetmen tüm cesaretiyle, titreyen bir kamerayla yaşanan travmayı anlatmıştı. Yine bir çift ve bir eski sevgili vardı. 
"Love" filmi adından anlaşılacağı gibi bir aşk öyküsünü anlatıyor ama Gaspar Noe'nin kamerasından... Murphy, sinema okurken sanat öğrencisi Elektra ile tanışır ve ikisi birlikte olurlar. Bunun aşk olacağını daha sonra anlayacakları bir ilişki ortaya çıkar. Üstelik başrolde şehvet vardır. Klasik Noe planları devreye girer, iç gıcıklayan durumlar, tahrik edici mekanlar ve sevişen insanlar... 
Murphy kanunları gibi bazı şeyler ters gitmektedir. Evli, mutlu ve çocuklu olması gereken adamın kafasında başka bir şey vardır. Elektra. Biraz geriye gideriz, ikisinin tanışmaları, ilişkiye girmeleri ve devamında yeni şeyler denemeye başlamaları. Murphy mi Elektra'yı yoldan çıkarmıştır yoksa tam tersi mi olmuştur?
Ortadan kaybolan Elektra, tekrar onun hayatına daha doğrusu aklına girer. Biz de izleyici olarak yaşananlara tanık oluruz. Aslında normal bir ilişki gibi görünse de Elektra en büyük fantezisini sevgilisine anlatınca işler değişir. Güzel, sarışın, mavi gözlü bir kızla sevişmek istemektedir. Henüz 17 yaşında yalnız yaşayan komşu Omi ile bir gece geçirirler. Hepsi bu durumdan çok memnundur. Ta ki Murphy onunla Elektrasız sevişene kadar.
Kız hamile kalır ve işler sarpa sarar. Aslında öncesinde Elektra da başkasıyla birlikte olmuştur. Murphy de her fırsatta başka kadınlarla sevişir. Belki yaşadığının aşk olduğunu bilmediği için belki de Elektra'ya bu kadar bağlanmamak için. Birbirlerine verdikleri sözleri tutmaya çalışırken ikisi de çok incinir ve kendilerini kaybetmeye başlarlar.
"Love" filminin her sahnesi, çerçeveleme, oyunculuklar, ışık, müzik ve sanat açısından üstünde konuşulmaya değer. Dialoglar da bir o kadar filmin yapısına uygun. 
Arada yönetmenin kendine atıfta bulunması da cabası. Elektra ve Murphy'nin çocukları olursa ismini "Gaspar" koymak için sözleşmeleri ve Omi'den doğan çocuğa "Gaspar" isminin verilmesi.
Porno film satan dükkanda gezinirken Murphy'nin porno film çekenleri cesur bulması gibi ince göndermeler de Gaspar Noe sevenleri mutlu ediyor.
Sınırları olmayan, izlenmesi gereken bir yönetmen filmi, iyi seyirler.))

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Terminus'da Ne Var? "The Walking Dead"

Kim ölür kim kalır meselesi... İzlemeden okumayalım lüften. 4. Sezon 8. bölümün sonunda herkes hapishaneden dışarı savrulmuştu. Gözü dönmüş vali gidip bir kampı kendine göre düzenlemiş, görünürde bir aile bile kurmuştu. Ancak bu hayat onun için yeterli değildi. Kendi kendine hapishanedekileri (yani Rickleri) düşman edinmişti ve intikam almalıydı. Kamptakileri doldurup hapishaneye sürdü. Ve Hershel'in kafası gövdesinden ayrıldı... Sapkın vali bunu Michonne'nin kılıcıyla yaptı. Sonrasında karşılıklı bir saldırmaca sürdü. Otobüsle hapishaneden ayrılanlar ve bir sağa bir sola savrulanlar oldu. Ne hikmettir ki ilerleyen bölümlerde otobüsün en güvensiz yer olduğu anlaşıldı. 8. bölüm sonrasında "The Walking Dead" fanatikleri merakla bekledi. Kim nereye gitti, nasıl buluşacaklar? Rick ve Carl, Judith'i kaybetti ve bunu uzun bir süre üstlerinden atamadılar. Ağır yaralı olan Rick'i oğlu Carl gözetti. Bu süreçte babasıyla bazen monolog bazen de dial...

contemporary

Benim Evim Senin Evin- Mübadele Tiyatrosu

Basında Biz 🤍 Mimesis Dergi -Evrensel Gazetesi- Tiyatro Dergisi   OYUNU YAZARKEN ÖNCESİ VE SONRASI  Nüfus Mübadelesi’nin üçüncü kuşak torunlarından biri olarak, bu oyunu yazmayı atalarıma olan bir borç olarak görüyorum. Doğduğunuz toprakları, yurdunuzu ve anılarınızı geride bırakmak çok zordur… En acı olan ise bu kararın başkaları tarafından verilmesi ve insanların buna mecbur bırakılmasıdır. Anneannemden dinlediğim hikâyeler ve okuduğum kitaplar ruhumu bambaşka yerlere taşıdı. Bu zorunlu göçün, onu yaşayan insanların üzerinde silinmez bir travma yarattığını ve bunun farkında olmadan sonraki kuşaklara aktarıldığını hissettim. Araştırmalarım sırasında duygusal olarak çok zor günler geçirdim; bu oyunu gözyaşları içinde yazdım. Ne yazık ki bugün bile bu oyuna dönüp yeniden okumak ve üzerinde çalışmak cesaret istiyor. Bazen kendimi buna yeterince güçlü hissetmiyorum. Dilerim tarih bir daha hiç kimseye böyle acılar yaşatmaz. Yaklaşık üç yıl boyunca, mübadele nedeniyle göç etm...