Ana içeriğe atla

Like Father, Like Son

İyi gelirli çekirdek bir aile...
İşkolik mimar bir baba ve altı yaşındaki oğluna kusursuz bir hayat yaşatmaya çalışan anne.
Keita, Japonya'nın en güzel evinde yaşayan, piyano öğrenen şanslı bir çocuktur, annesiyle arası iyidir ancak ona vakit ayıramayan babasını uzaktan sevmektedir.
Bu mükemmele yakın görünen ailenin hayatı, annenin doğum yaptığı hastaneden gelen telefonla değişir.
Oğulları Keita hastanede karışmıştır yani biyolojik oğulları başka bir ailededir.
Ryusei ise esnaf bir ailenin oğludur, kardeşleriyle neşeli bir yaşamı vardır.
Fakir ama birlikte olmayı başarabilen bir ailenin çocuğudur ancak gerçek ailesi Keita'nın ailesidir.
Bu durum en çok mimar babanın aklını karıştırır. Çünkü ebeveyn olmayı başaramayan tek kişi odur.
Çevrelerindeki herkes karışan çocuklar hakkında içlerinde tuttuklarını ortaya dökerlerken hastane ise kararı bekler, çocuklar değişecek mi yoksa aynı ailede mı kalacak.
En çok şaşırtan durum ise çocukları özellikle karıştıran hemşirenin ifadesidir. Hemşire, zengin ve sevilen bir ailenin gelinini kıskandığı için bilerek çocukları değiştirmiştir.
Yani bu iyi gelirli aile olmanın kötü bir bedelidir.
Hastaneden tazminat kopartmaya çalışan esnaf baba, diğer çocuğu da aileden alıp evlatlık edinmeye çalışan mimar baba.
Annelik duygusu ile her yerde aynı. Her çocuk sevilir ancak hangisi benimdir?
Haftada bir gün çocukları değiştirmekle işe başlayan ailelerden zengin olan taraf zararlı çıkar.
Çünkü esnaf baba çocuklarıyla uçurtma uçurur, oyun oynar ve oyuncaklarını tamir eder.
Para ile satın alınamayacak şeyler kazanır.
Doğru yolu bulan mimar babamız da ailesini kurtarmaya karar verir :))
Mutlu sonla biten bu film iki saat süresince "sizin başınıza gelse ne yapardınız" diyerek sorgulatıyor.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Allacciate Le Cinture - Kemerlerinizi Bağlayın

Yönetmen Ferzan Özpetek'in son filmi "Kemerlerinizi Bağlayın" dün Türkiye'de vizyona girdi. Bu havada Ferzan filmi iyi gider diyerek arkadaşlarla bilet aldık. Koltuklarımıza kurulduktan sonra yağmurun sesiyle açılış sekansı başladı. Hareketli kamera şiddetle yağan sağnağı adeta bize yaşattı. Otobüs durağına varınca da bir tilt ile filmin başrol oyuncularıyla tanışmış olduk hemde bir ırkçı kavga sebebiyle. Güzel Elena, bir barda garson olarak çalışmaktadır, en yakın arkadaşı ise gay Fabio'dur. Fabio ise Silvia ile oturmaktadır. Akşamları eve gelmemesiyle bir sevgili edindiği anlaşılan Silvia, çareyi arkadaşlarıyla Antonio'yu tanıştırmakta bulur. Tamirci olan kaba davranışlı Antonio, Silvia'nın arkadaşları tarafından sevilmez. "Zıt kutuplar birbirini çeker" Antonio ve Elena birbirine aşık olur. Ancak Elena'nın iki senelik bir ilişkisi vardır ve maalesef! o da Silvia'ya aşıktır.  Bara gelen Antonio bir bardak birayı fondip yaptıkta...

Terminus'da Ne Var? "The Walking Dead"

Kim ölür kim kalır meselesi... İzlemeden okumayalım lüften. 4. Sezon 8. bölümün sonunda herkes hapishaneden dışarı savrulmuştu. Gözü dönmüş vali gidip bir kampı kendine göre düzenlemiş, görünürde bir aile bile kurmuştu. Ancak bu hayat onun için yeterli değildi. Kendi kendine hapishanedekileri (yani Rickleri) düşman edinmişti ve intikam almalıydı. Kamptakileri doldurup hapishaneye sürdü. Ve Hershel'in kafası gövdesinden ayrıldı... Sapkın vali bunu Michonne'nin kılıcıyla yaptı. Sonrasında karşılıklı bir saldırmaca sürdü. Otobüsle hapishaneden ayrılanlar ve bir sağa bir sola savrulanlar oldu. Ne hikmettir ki ilerleyen bölümlerde otobüsün en güvensiz yer olduğu anlaşıldı. 8. bölüm sonrasında "The Walking Dead" fanatikleri merakla bekledi. Kim nereye gitti, nasıl buluşacaklar? Rick ve Carl, Judith'i kaybetti ve bunu uzun bir süre üstlerinden atamadılar. Ağır yaralı olan Rick'i oğlu Carl gözetti. Bu süreçte babasıyla bazen monolog bazen de dial...

Gece Sahilde Tek Başına

Young Hee, Güney Kore'de ünlü bir aktristir. Yönetmenle yaşadığı bir ilişki sonucunda kalbi çok kırılır. Çünkü adam evlidir. Hamburg'a giden Young Hee, bir arkadaşının evinde kalır. Hem kalbinden aşkın izlerini silmeye çalışır hem de adamın gelip onu almasını bekler. Farklı bir ülkede her gün parkta yürüyüş yapar, yeni insanlarla tanışır ve biraz daha rahat davranmaya çalışır. Her ne kadar arkadaşı onun bir yemekte alkol alıp gevşemesinden hoşlanmasa da Young Hee o an canı ne isterse onu yapmaya kararlıdır. Ülkesine geri döndüğünde eski arkadaşlarını bulur ve onların değişimini gözlemler. Hala bekar olan erkekleri acımasızca eleştirir. Eski aşkının ne yaptığını merak etse de çok peşinde düşmez. Eninde sonunda hesaplaşacak kadar içinde biriktirdikleri vardır. Young Hee sadece sevilmek istediğini anlamıştır. O yüzden çevresindekilerle bu konuda rahatça tartışır. Arkadaşların onun zor zamanlarına destek olmak için seslerini çıkarmazlar. Young Hee sahilde uyuduğu bir gün es...