Ana içeriğe atla

İşçi Filmleri Festivali'nde Mobbing Konulu Film: "Günaydın"

İşçi Filmleri Festivali'nin yarın son günü.
Eğer vaktiniz varsa dişinize uygun bir film seçip Cuma gününün tadını çıkarın.
Dün saat 15'de Nazim Hikmet Kültür Merkezi'nde "Günaydın" isimli filmi izledim.
Orjinal adı "De bon matin" 2011 Fransa yapımı.
Bir bankada çalışan üst düzen yöneticiye yapılan mobbingi ve onun sonuçlarını anlatıyor.
 Tüm hayatını işine adayan bunun için ailesini bile ikinci plana atan Paul, yöneticileri tarafından ikinci plana atılmaya katlanamıyor.
Üstelik bankanın zarar etmesinde onun suçu yok, yolsuzluk yapanların suçu var.
İşten gitmesi için pozisyonu düşürülen adam başka bir şirketle görüşüyor var sonuç pek de olumsuz olmuyor.
Ancak yıllardır uğruna saçlarını döktüğü işi elinden gitmek üzere.
Tek çözümün yok etmek olduğunu düşünen Paul, silaha sarılıp bir pazartesi sendromu yaşıyor ve patronlarını öldürüyor.
Geri dönüşlerle anlatılan "Günaydın" filmin yönetmeni ise; Jean-Marc Moutout.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Terminus'da Ne Var? "The Walking Dead"

Kim ölür kim kalır meselesi... İzlemeden okumayalım lüften. 4. Sezon 8. bölümün sonunda herkes hapishaneden dışarı savrulmuştu. Gözü dönmüş vali gidip bir kampı kendine göre düzenlemiş, görünürde bir aile bile kurmuştu. Ancak bu hayat onun için yeterli değildi. Kendi kendine hapishanedekileri (yani Rickleri) düşman edinmişti ve intikam almalıydı. Kamptakileri doldurup hapishaneye sürdü. Ve Hershel'in kafası gövdesinden ayrıldı... Sapkın vali bunu Michonne'nin kılıcıyla yaptı. Sonrasında karşılıklı bir saldırmaca sürdü. Otobüsle hapishaneden ayrılanlar ve bir sağa bir sola savrulanlar oldu. Ne hikmettir ki ilerleyen bölümlerde otobüsün en güvensiz yer olduğu anlaşıldı. 8. bölüm sonrasında "The Walking Dead" fanatikleri merakla bekledi. Kim nereye gitti, nasıl buluşacaklar? Rick ve Carl, Judith'i kaybetti ve bunu uzun bir süre üstlerinden atamadılar. Ağır yaralı olan Rick'i oğlu Carl gözetti. Bu süreçte babasıyla bazen monolog bazen de dial...

contemporary

Benim Evim Senin Evin- Mübadele Tiyatrosu

Basında Biz 🤍 Mimesis Dergi -Evrensel Gazetesi- Tiyatro Dergisi   OYUNU YAZARKEN ÖNCESİ VE SONRASI  Nüfus Mübadelesi’nin üçüncü kuşak torunlarından biri olarak, bu oyunu yazmayı atalarıma olan bir borç olarak görüyorum. Doğduğunuz toprakları, yurdunuzu ve anılarınızı geride bırakmak çok zordur… En acı olan ise bu kararın başkaları tarafından verilmesi ve insanların buna mecbur bırakılmasıdır. Anneannemden dinlediğim hikâyeler ve okuduğum kitaplar ruhumu bambaşka yerlere taşıdı. Bu zorunlu göçün, onu yaşayan insanların üzerinde silinmez bir travma yarattığını ve bunun farkında olmadan sonraki kuşaklara aktarıldığını hissettim. Araştırmalarım sırasında duygusal olarak çok zor günler geçirdim; bu oyunu gözyaşları içinde yazdım. Ne yazık ki bugün bile bu oyuna dönüp yeniden okumak ve üzerinde çalışmak cesaret istiyor. Bazen kendimi buna yeterince güçlü hissetmiyorum. Dilerim tarih bir daha hiç kimseye böyle acılar yaşatmaz. Yaklaşık üç yıl boyunca, mübadele nedeniyle göç etm...