Ana içeriğe atla

Dua Nedir, Beddua Nedir?

Dua benim için "Allahım inşallah senaryolarımı satarım" lafıdır.
Ellerimi göğe açarak içli içli söylerim. Etrafımdakiler de "Amin" der.
Dua mı dua. Kötü bir niyet yok, başkasının kuyusunu kazmak, elaleme çamur atmak yok.
Ülkede medya sektörü fitne, fesat, adam kullanma, vs. üstüne döndüğü için benim saf temiz dualarım yolunu bulup gerçekleşemiyor.
Ellerimi göğe açıp "Allahım sektördeki herkes belasını bulsun" dersem beddua olur.
Onlar belalarını bulurlar mı bilemem. Bildiğim tek gerçek kötülük yapanların sonunun iyi olmadığı.
Ben bu beddualarla gece uyuyamam. Uykusuz kalırım ve yaratcılığımı kaybederim!
Asıl mevzu Allah Çarpar.
"İnsanın cehennemi insandır" demiş Jean-Paul Satre bu da ölümlülerin dünya üstüneki durumu.
İnsan hem melek olabilir hem şeytan. Bu bir sürü değişkene bağlı.
Superego var ego var. Karışık işler "Allah sonumuzu hayretsin", "Amin".

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Terminus'da Ne Var? "The Walking Dead"

Kim ölür kim kalır meselesi... İzlemeden okumayalım lüften. 4. Sezon 8. bölümün sonunda herkes hapishaneden dışarı savrulmuştu. Gözü dönmüş vali gidip bir kampı kendine göre düzenlemiş, görünürde bir aile bile kurmuştu. Ancak bu hayat onun için yeterli değildi. Kendi kendine hapishanedekileri (yani Rickleri) düşman edinmişti ve intikam almalıydı. Kamptakileri doldurup hapishaneye sürdü. Ve Hershel'in kafası gövdesinden ayrıldı... Sapkın vali bunu Michonne'nin kılıcıyla yaptı. Sonrasında karşılıklı bir saldırmaca sürdü. Otobüsle hapishaneden ayrılanlar ve bir sağa bir sola savrulanlar oldu. Ne hikmettir ki ilerleyen bölümlerde otobüsün en güvensiz yer olduğu anlaşıldı. 8. bölüm sonrasında "The Walking Dead" fanatikleri merakla bekledi. Kim nereye gitti, nasıl buluşacaklar? Rick ve Carl, Judith'i kaybetti ve bunu uzun bir süre üstlerinden atamadılar. Ağır yaralı olan Rick'i oğlu Carl gözetti. Bu süreçte babasıyla bazen monolog bazen de dial...

contemporary

Benim Evim Senin Evin- Mübadele Tiyatrosu

Basında Biz 🤍 Mimesis Dergi -Evrensel Gazetesi- Tiyatro Dergisi   OYUNU YAZARKEN ÖNCESİ VE SONRASI  Nüfus Mübadelesi’nin üçüncü kuşak torunlarından biri olarak, bu oyunu yazmayı atalarıma olan bir borç olarak görüyorum. Doğduğunuz toprakları, yurdunuzu ve anılarınızı geride bırakmak çok zordur… En acı olan ise bu kararın başkaları tarafından verilmesi ve insanların buna mecbur bırakılmasıdır. Anneannemden dinlediğim hikâyeler ve okuduğum kitaplar ruhumu bambaşka yerlere taşıdı. Bu zorunlu göçün, onu yaşayan insanların üzerinde silinmez bir travma yarattığını ve bunun farkında olmadan sonraki kuşaklara aktarıldığını hissettim. Araştırmalarım sırasında duygusal olarak çok zor günler geçirdim; bu oyunu gözyaşları içinde yazdım. Ne yazık ki bugün bile bu oyuna dönüp yeniden okumak ve üzerinde çalışmak cesaret istiyor. Bazen kendimi buna yeterince güçlü hissetmiyorum. Dilerim tarih bir daha hiç kimseye böyle acılar yaşatmaz. Yaklaşık üç yıl boyunca, mübadele nedeniyle göç etm...