Ana içeriğe atla

-22 derece

Erzurum - 22 derece inanılmaz insan manyak olur.
Allahtan İstanbuldayız diyorum. Günlerdir uzaklara gitmezken Taksim'e gitmem gerekti hem de cumartesi sabahı 9'da. Ay tüm bacaklarıma buz yapıştı. Ha bir de motorda plazmalar var mahlukat belgeselleri dönüyor. Kısa filmler dönse ya. En azından izlenir.
Karşımda bir kız gözlerini kapadı gaz aldım bende kapadım.
Hemen Kabataş'a vardık. Yarım kalan İngilizce dersine hevesle gittim. Yanlış sınıfa yönlendirilmişim nihayetinde asıl sınıfı buldum. Michael'i özlemişim ve kursu okul gibi geliyor ne güzel eğitimi seviyorum. Sınavsız olanınları özellikle.
Güzel bir 4 saat geçirdim sabırla 3 saate çıkardım diyordum ama güzeldi. Yarın da var 4 saat dayanırsam 1 saat de konuşmaya kalırım. Olur bana tam doping.
Kütüphaneye vardım ki memurlar kaytarmış. Ne mişte kardan dolayı karşıdan gelememişler. Adama dedim ben nasıl geldim. Gerisin geri getirdim kitapları sıkıldım omuzumda taşımaktan. Yarın değiştirecem bir Orwell bir de Auster iyi gider aslında aklıma takılan bir İngiliz romanı daha var onu bulursam alimmm de rahat uyurum. Bu kütüphane işi iyi oldu üstümde baskı hissedip okuyorum. Ama "Papazın Kızı" güzeldi, gözümde canlandı Londralar. Bi gitsem şööle dedim.
Bizim kızlarla buluştuk Metrocity'de bir iskender ve üstüne de 2 donut götürdüm inanılmazdı. İçim bayıldı neden Amerikalıların obez olduğunu anladım fast foodla tuz yüklemesi, donutla şeker, kahveyle kafein şişersin tabii. Avrupa'da tatlılar daha hafif ama Türkiye'dekiler de şerbetliler ağır geliyor.Neyse yedik ya ama aklımda bizim Brezilyalıların yaptığı tatlı var. Tarifini isticem.İstedim gelince yaparız.
Tolga cips almaya gidiyor yaşasınnn!
Ye iç otur.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Terminus'da Ne Var? "The Walking Dead"

Kim ölür kim kalır meselesi... İzlemeden okumayalım lüften. 4. Sezon 8. bölümün sonunda herkes hapishaneden dışarı savrulmuştu. Gözü dönmüş vali gidip bir kampı kendine göre düzenlemiş, görünürde bir aile bile kurmuştu. Ancak bu hayat onun için yeterli değildi. Kendi kendine hapishanedekileri (yani Rickleri) düşman edinmişti ve intikam almalıydı. Kamptakileri doldurup hapishaneye sürdü. Ve Hershel'in kafası gövdesinden ayrıldı... Sapkın vali bunu Michonne'nin kılıcıyla yaptı. Sonrasında karşılıklı bir saldırmaca sürdü. Otobüsle hapishaneden ayrılanlar ve bir sağa bir sola savrulanlar oldu. Ne hikmettir ki ilerleyen bölümlerde otobüsün en güvensiz yer olduğu anlaşıldı. 8. bölüm sonrasında "The Walking Dead" fanatikleri merakla bekledi. Kim nereye gitti, nasıl buluşacaklar? Rick ve Carl, Judith'i kaybetti ve bunu uzun bir süre üstlerinden atamadılar. Ağır yaralı olan Rick'i oğlu Carl gözetti. Bu süreçte babasıyla bazen monolog bazen de dial...

contemporary

Benim Evim Senin Evin- Mübadele Tiyatrosu

Basında Biz 🤍 Mimesis Dergi -Evrensel Gazetesi- Tiyatro Dergisi   OYUNU YAZARKEN ÖNCESİ VE SONRASI  Nüfus Mübadelesi’nin üçüncü kuşak torunlarından biri olarak, bu oyunu yazmayı atalarıma olan bir borç olarak görüyorum. Doğduğunuz toprakları, yurdunuzu ve anılarınızı geride bırakmak çok zordur… En acı olan ise bu kararın başkaları tarafından verilmesi ve insanların buna mecbur bırakılmasıdır. Anneannemden dinlediğim hikâyeler ve okuduğum kitaplar ruhumu bambaşka yerlere taşıdı. Bu zorunlu göçün, onu yaşayan insanların üzerinde silinmez bir travma yarattığını ve bunun farkında olmadan sonraki kuşaklara aktarıldığını hissettim. Araştırmalarım sırasında duygusal olarak çok zor günler geçirdim; bu oyunu gözyaşları içinde yazdım. Ne yazık ki bugün bile bu oyuna dönüp yeniden okumak ve üzerinde çalışmak cesaret istiyor. Bazen kendimi buna yeterince güçlü hissetmiyorum. Dilerim tarih bir daha hiç kimseye böyle acılar yaşatmaz. Yaklaşık üç yıl boyunca, mübadele nedeniyle göç etm...