Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Hagaparken- Stockholm -3

Elsa identifierar kroppen som hittats i sjön. Mannen, som hon först trodde var sin make, visar sig vara en skäggig och mager person.   ”Jag känner igen honom”, säger Elsa. ”Han jobbar på cirkus, på Turkiska Kiosken, där han uppträder med en orm.”   Polisen tittar uppgivet på Elsa. ”Han var hemlös”, säger han. Det är samma polis som följde efter Elsa i bilen och plockade ner hennes affischer. Elsa vill inte prata med honom. Polisen föreslår att han ska köra hem henne. De åker hela vägen utan att säga något. När de kommer fram bjuder Elsa in polisen. De dricker te tillsammans. Han berättar om några märkliga händelser från sitt arbete, medan Elsa ser på honom utan att röra en min. Polisen ber om lov att få använda toaletten. Elsa sitter kvar och dricker te, men råkar sluta ögonen för en sekund och får en vision av att hon ligger i sängen med polisen. Hon reser sig häftigt och ställer sig framför badrumsdörren. När han kommer ut rycker han till.   ”Är du okej, ...

Hagaparken- Stockholm 2

Elsa och Carson går in i Hagaparken. Vädret är kallt. Eftersom Elsa har glömt sina vantar blir Carson arg på henne. Ändå håller Carson Elsas händer för att värma dem. Då lägger Elsa märke till sin svullna mage och visar den för Carson. Han tittar men reagerar inte, vänder sig om och börjar springa mot sjön. Elsa försöker ropa på honom, men inte ett ljud kommer fram. Carson försvinner ur hennes synfält. I samma ögonblick vaknar Elsa hemma i vardagsrumssoffan, alldeles svettig. Elsa hittar ett foto av sin make och går till en kopieringsbutik för att trycka upp efterlysnings­affischer. Butiksinnehavaren är en äldre man som rör sig mycket långsamt. Elsa är otålig och försöker lägga sig i hur han arbetar, men han hindrar henne. Elsa somnar på en stol. När hon vaknar ser hon att den äldre mannen har gjort klart efterlysnings­affischerna. Hon betalar för sig och går. Mannen behåller några kopior själv och lägger dem i en påse. På gatorna sätter Elsa upp affischer medan hon går framåt. Några k...

Hagaparken--Sweden Stockholm 1

Elsa hade gått hemifrån för att ta en promenad med sin make Carson…   Paret hade gift sig för ungefär fem år sedan. Elsas mamma och pappa tyckte inte särskilt mycket om Carson eftersom de inte fann honom sympatisk. Dessutom hade Carson genomgått en magsäcksoperation för många år sedan. ”Hur skulle vår dotter Elsa, som vi uppfostrat som en drottning, kunna försörja en man med stor risk för fetma?” tänkte de. Kanske hade Carson kunnat le lite mer och ge små presenter till sina nya svärföräldrar, så att han hade blivit mer omtyckt. Men så blev det inte. Elsa, som gifte sig när hon var trettiofem, kände sig ändå lyckligt lottad. Hon kunde tänka sig att skaffa två eller tre barn, bli chef på jobbet och kanske köpa ett sommarhus i ett soligt land i södra Europa. Hon hade inte så många drömmar, men enligt hennes föräldrar verkade de ändå svåra att förverkliga. Carson hyste alltid respekt för Elsa. Vad hon än föreslog, svarade han bara ”Okej.”   ”Ska vi gå på bio, älskling?”...

100 Milyon Aptalın İzinde I Sanma no Aji

  Yasujirō Ozu’nun “Günaydın” filmindeki bir sahne yıllar önce aklıma kazınmıştı… 1950 yılında Japonya’nın bir banliyö kasabasının tek bir televizyonu vardır. Minoru ve İsamu Hayashi kardeşler, okul sonrası TV ziyaretlerinde sumo güreşi izlemek için çoğu kez İngilizce derslerini asarlar… Eve geldiklerinde, anneleriyle babalarına onlara bir televizyon almaları için yalvarırlar. Ancak babaları buna karşıdır, televizyonun varlığının ortaya “100 milyon aptal” çıkaracağını düşünmektedir. Baba, oğullarına bu konuda konuşmamalarını söyleyince, çocuklar susmaya ant içerler. Ancak bu protestoları, sonunda bütün mahalleyi kaosa sürükler… “Güz Öğleden Sonrası” filminin açılış sekansı alışılmışın dışında bir endüstri bölgesi ile başlar. Shuhei Hirayama, fabrika bacaları gören ofisinde oturmuş sekreterinin getirdiği belgeleri imzalamaktadır. Birkaç gündür işe gelmeyen bir çalışanın evlenmek üzere olduğunu öğrenir. Hemen arkasından ofise gelen bir arkadaşı da ona kızının evlenme yaşının geldiğin...

Pamuk Şeker Tadında Bir Film: L♥DK

  “Eğer okulun en yakışıklı çocuğu geçerken kızlar birbirini ezercesine onu izliyorsa orası Japonya’dır”. Sevimli bir kız olan Moe, popüler çocuğa okulun ortasında  “Seni seviyorum”  diye bağırır.  “Göz zevkimi bozuyorsun, çok sinir bozucusun”  yanıtını alınca olduğu yere mıhlanır. Kızı yakın arkadaşları teselli etmeye çalışırken diğer kıskanç kızlar gülüşürler.  Nishimori Aoi  sert bir kızdır, bu yapılanı  Shuusei ’e ödetmek ister, karşısına çıkıp ayar verir. Shuusei ile biraz ileri gidince kendini merdivenlerin sonunda bulur. Nishimori acıma duygusuyla onu hastaneye sırtında taşır. Taksi servisi gören kız, en sonunda Shuusei’yi eve bırakır ve o da ne? Gözlerine inanamaz. Çünkü aynı binada yaşamaktadırlar. Nishimori kendini bir anda hizmetçi modunda bulur. Shuusei’nin odasını temizler, eşyalarını yerleştirirken yangın söndürme fıskiyesini patlatır. Tamir işleri hallolana kadar 1 hafta ikisi Nishomori’nin odasında yaşayacaklardır. Shuusei, Nishomo...

Gençlik Aşk Mevsimidir: Ao Haru Ride

  Yine gençler yine japon çiçekleri altındaki okul yolu… Futaba Yoshioka , ortaokulda Tanaka Kun’dan hoşlanmaktadır. Lise koridorlarında da onunla karşılaşınca eski günleri hatırlar. Oysa genç kız arkadaşlarına hiç aşık olmadığını söylemiştir. Tanaka Kun’un adı  Kou Mabuchi  olmuştur. Yoshioka’nın aklı karışır, yanıldığını düşünür. Okul çıkışı aniden bastıran yağmurdan korunmak için bir yere sığınınca orada Mabuchi’yi görür ve 13 yaşında yaşadıkları anı tekrarlarlar. Artık gördüklerinden emindir. Sınıfta liderlik eğitimi seçimi vardır. Belirlenen 5 kişi bağları güçlendirmek için kampta bir arada çalışacaklardır. Yoshioka ve Mabuchi arkadaşlarıyla birlikte seçilirler. Hepsi diğer sınıflardaki temsilcilerle birlikte 2 günlük bir kamptadır. Yoshioka yardıma ihtiyacı olduğunda Mabuchi  “Sen yaparsın”  diyerek onu geçiştirir. Sınıfın en saf ve beceriksiz görünen kızına yardım etmektedir. Başka sınıftan bir çocuk da Yoshioka’ya yardım eder. Sunum anı geldiğinde Yoshio...

İfsak Kısa Film Festivali 2021

  "En Tiempos De Sequia" adlı kurmaca filmin yönetmeni Köksal İçöz. İspanya'da çekilen film, 19 dakika. Köksal, annesinin porfiria hastalığına yakalandığını öğrenir. Yabancı olduğu bu hastalığın tedavisi için para lazımdır. Tesisatçılık yaparak yeterli parayı kazanamayacağına inanan genç adam başka bir çözüm bulmak zorundadır. Zengin birinin villasına tesisat tamirine gidince bulduğu pahalı saat onu yoldan çıkarmak için biçilmiş kaftandır. Yönetmenin yeni filmlerini de hevesle bekliyoruz. Daha iyi bir senaryo ile uzun metrajın altından kalkabileceğine inanıyorum. Meslektaşımın yolu açık olsun! Not: Vampir hastalığı (Porfiria) olan bir arkadaşıma da izlemesi için filmi önerdim. Konuyu ilginç buldu:)) Festivaldeki diğer kurmaca film "İnşaattaki" 13 dakika 27 saniye.) İnşaatta bekçilik yapan Hacı uzun zamandır maaşını alamamaktadır. Buna rağmen çalıştığı yere gözü gibi bakar, sorumluluklarını aksatmaz. Annesine para gönderemediği yetmiyormuş gibi kendi karnını d...