Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Hava Soğukluğu-W

Birden bire soğuyan havalar ve annemin dırdırı bende  kalp sıkışıklığına neden oluyor. Hava 5 dereceyi gördüğü için bu güzel Ekim ayında bende mont giymek zorundayım. Yağmur yağdığı içinde şemsiye taşımak... Atkı var, çanta var. Bindiğim Sarıyer-Beşiktaş otobüsü 33 derece idi. Şu an Portekiz İspanya sıcaklığında. Boynumdaki atkıyı yedim sandım. Yanımdaki kadının da ayakları şişti zor indi durakta.Kocaman bir plazada iş görüşmesine gitmiştim. O amaçla bu otobüsü kullandım yoksa motordan şaşmıyorum! O güzelim plazaya girdim. Ayağımda Lafuma dağ botları! Görevli "Nereye gelmiştiniz?" diye sordu. Adam dıştan tırmanacağımı sandı herhalde. Cevabını bende bilmiyordum. Not defterime baktım, yazmamışım. Telefonla aradım şirketi. Kız kızdı bana "Nereye başvurduysanız, orası" dedi. Alındım çok. Ama adın ilk harfini kaptım. W idi. Sonunda buldum. Görüştüm çıktım. Beklediğim odadaki bir lamba yanıp sönüyordu. Bağımsız film karesi oldum! Neyse adam açık konuştu 3 ay sonra a...

Kutluğ Ataman Sergisi

http://www.arter.org.tr/W3/?sAction=CurrentExhibitions Arter'deki Kutluğ Ataman sergisi görülmelidir! Özellikle de Metin Çavuş'un 222 dakikalık Kutluğ Ataman Belgeseli izlenmelidir! Hemde hepsi! Sizi içine çeken ve gitmenizi engelleyen müthiş bir akışı var. Metin Bey'in eline sağlık. Kutluğ Ataman'ın da yarattığı dünyanın sonsuz olması dileğiyle...

Penti Çorabıyla Ünlü Empatisi Kurmak...

Hayırlı bir cuma günü Penti'den aldığım Bebek desenli çorabı giyip kendimi Taksim'e attım. Allahım herkes bana bakıyor, çorabıma bakıyor. Ne yapacağımı şaşırdım. Böyle olacağını bilseydim dedim içimden bu çorabı giymeden önce 3 kez düşünürdüm. Ama hiç düşünmeden giydiğim için böyle oldu. Reklam oldum... Daha doğrusu çorabın reklamı oldu. Yok satıyor diye duyduğum çorabı benden başka giyen yok mu diye düşündüm. Aslında ona kanıp almıştım ama kimsede görmemiştim. Taksim yetmedi Karaköy oradan da Kadıköy'e vardım. Aynı tepkiler yine "Aa çoraba bak" diye birbirlerini dürten onlarca insan... Eve dönüş yolunda anladım ki ünlü olmak nasıl birşey diye merak edenler bu tarz bir deney yapabilir. Ünlü olmak istemediğimi anladım. Herkes bana bakmasın, herkes birbirine beni göstermesin. Allah korusun böyle durumlarda... Penti'ye mail attım bana borçlandılar. Umarım öderler...İyi bir reklama ihtiyaçları var. Bu kadar çorap satıyorlarsa giydirmeliler de!

1001 Belgesel

14. Uluslar arası 1001 Belgesel Film Festivali Nice Belgesellere… 14. Uluslar arası 1001 Belgesel Film Festivali; 29 Eylül-3 Ekim 2011 tarihleri arasında düzenleniyor. Festivalin bu yılki teması ise ““DAR ALANLAR / DARALANLAR” olarak belirlenmiş. Bu yılki festival izleyicisi daha bir coşkulu daha bir meraklı… Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nin kapısı belgesel izleyicileriyle dolup taşmış. İlk izleyeceğim film “Kamenge Kuzey Mahalleleri” Manu Geros, Savla Munoz’un filmi tam 58 dakika. Tam 5 dakika geç kalıyorum koşarak içeriye girmek isterken görevli gayet ciddi bir şekilde uyarıyor “Lütfen bir daha geç kalmayın yoksa salona alınmayacaksınız”. Özür dileyerek salona giriyorum. Film Siyah bölüme ait yani; İnsanın İnsana Ettikleri: Haklar, haksızlıklar, savaşanlar, savaşılanlar, ezilenler, ezenleri anlatan filmler.   Alecis Sinduhije, Burundi ülkesinin özgürlük ve adalet savaşçısıdır. Hutular ve Tutsiler arasındaki anlaşmazlıkların biteceğini ve ülkenin barış içinde yaşayabileceğ...

İki film birden

Tüm gün ders çalıştıktan sonra arkadaşa film izlememiz için yalvardım. Aylardır film izlememe ısrarını yendi ve "Lavanta Kokulu Kadınlar"ı izlemeye başladık. Hava rüzgarlı olduğu için yine ayaklarım dondu. Sanırım yaz takıntım var, hava serinlemeye başlayınca korkularım sarıyor. Aman kış gelmesin yoksa depresyona gireriz! Oysa sabah güzel bir mesajla uyanmıştım. Banka hesabıma 10 ay önce çalıştığım işten kazandığım para yatırılmıştı! 10 ay önceki emeklerimi toplamak için bankaya gittim. Ve parayı markette bitirme hayaliyle kime gittim. Ancak paramın üstüne yılan oturmuştu (anneannecimin deyimiyle) bir Pe-Re-Ja kolonya alıp koşarak eve geldim. Başarısız tarhana çorbası girişimlerime bir yenisini daha ekledim. Koyduğum tabağı ters çevirsem tarhana şeklini bozmazdı. Bizde şeklini bozmadan çöpe göndermek zorunda kaldık. Çok üzücü. Safranbolu yıllarında da pişmiş bir tavuğu yabana gitmesin diye tarhana çorbasının içine tifterek koymuştum. İkram ettiğim arkadaşlar ise "Bu ta...

"Bulantı" bittikten sonra...

Camın kenarında duran küçük ölü sineğe baktım ve düşündüm; Sen ölü minik bir sineksin, başkaları da  öldü tıpkı senin gibi. Ancak daha büyüktüler. Beni duymadığını biliyordum ancak cevap hakkını kullanmasını istedim. "Lütfen beni camdan atma! Bir süre daha burada kalmak istiyorum". Saygı gösterdim. Orada duruyor hareketsizce. Süs havuzu projesi ürettim bir anda. Kocaman yeşil bir alanda elips şeklinde, içinden sular fışkıran bir gölet. Yüzen insanların heykelleri... Gece parkı sulamak isteyen sarhoşların konuşabileceği birileri olsun diye! Yarım saat emek harcayıp yaptığım yemeği yiyen arkadaşım bir saat sonra -istemdışı- hepsini dışarı bıraktı! Giden yemeğe çok üzüldüm. İnşallah yarın aynısı olmaz. Uzak semtten arayan bir arkadaş ses tonumdan kitap okuduğumu anladı! Gizli saklı değil allahtan. Yarın tam 60. kez Cuma pazarı kurulacak. Ve ben 60. kez gece yatmadan balkondan bakıp "Yarın pazardan ne alsam ne almasam" diye düşüneceğim. Kah yağmur yağdı kah güneş aç...