Ana içeriğe atla

"Bulantı" bittikten sonra...

Camın kenarında duran küçük ölü sineğe baktım ve düşündüm; Sen ölü minik bir sineksin, başkaları da  öldü tıpkı senin gibi. Ancak daha büyüktüler. Beni duymadığını biliyordum ancak cevap hakkını kullanmasını istedim. "Lütfen beni camdan atma! Bir süre daha burada kalmak istiyorum". Saygı gösterdim. Orada duruyor hareketsizce.
Süs havuzu projesi ürettim bir anda. Kocaman yeşil bir alanda elips şeklinde, içinden sular fışkıran bir gölet. Yüzen insanların heykelleri... Gece parkı sulamak isteyen sarhoşların konuşabileceği birileri olsun diye!
Yarım saat emek harcayıp yaptığım yemeği yiyen arkadaşım bir saat sonra -istemdışı- hepsini dışarı bıraktı! Giden yemeğe çok üzüldüm. İnşallah yarın aynısı olmaz.
Uzak semtten arayan bir arkadaş ses tonumdan kitap okuduğumu anladı! Gizli saklı değil allahtan.
Yarın tam 60. kez Cuma pazarı kurulacak. Ve ben 60. kez gece yatmadan balkondan bakıp "Yarın pazardan ne alsam ne almasam" diye düşüneceğim. Kah yağmur yağdı kah güneş açtı ama pazar bizi bırakmadı...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Terminus'da Ne Var? "The Walking Dead"

Kim ölür kim kalır meselesi... İzlemeden okumayalım lüften. 4. Sezon 8. bölümün sonunda herkes hapishaneden dışarı savrulmuştu. Gözü dönmüş vali gidip bir kampı kendine göre düzenlemiş, görünürde bir aile bile kurmuştu. Ancak bu hayat onun için yeterli değildi. Kendi kendine hapishanedekileri (yani Rickleri) düşman edinmişti ve intikam almalıydı. Kamptakileri doldurup hapishaneye sürdü. Ve Hershel'in kafası gövdesinden ayrıldı... Sapkın vali bunu Michonne'nin kılıcıyla yaptı. Sonrasında karşılıklı bir saldırmaca sürdü. Otobüsle hapishaneden ayrılanlar ve bir sağa bir sola savrulanlar oldu. Ne hikmettir ki ilerleyen bölümlerde otobüsün en güvensiz yer olduğu anlaşıldı. 8. bölüm sonrasında "The Walking Dead" fanatikleri merakla bekledi. Kim nereye gitti, nasıl buluşacaklar? Rick ve Carl, Judith'i kaybetti ve bunu uzun bir süre üstlerinden atamadılar. Ağır yaralı olan Rick'i oğlu Carl gözetti. Bu süreçte babasıyla bazen monolog bazen de dial...

contemporary

Benim Evim Senin Evin- Mübadele Tiyatrosu

Basında Biz 🤍 Mimesis Dergi -Evrensel Gazetesi- Tiyatro Dergisi   OYUNU YAZARKEN ÖNCESİ VE SONRASI  Nüfus Mübadelesi’nin üçüncü kuşak torunlarından biri olarak, bu oyunu yazmayı atalarıma olan bir borç olarak görüyorum. Doğduğunuz toprakları, yurdunuzu ve anılarınızı geride bırakmak çok zordur… En acı olan ise bu kararın başkaları tarafından verilmesi ve insanların buna mecbur bırakılmasıdır. Anneannemden dinlediğim hikâyeler ve okuduğum kitaplar ruhumu bambaşka yerlere taşıdı. Bu zorunlu göçün, onu yaşayan insanların üzerinde silinmez bir travma yarattığını ve bunun farkında olmadan sonraki kuşaklara aktarıldığını hissettim. Araştırmalarım sırasında duygusal olarak çok zor günler geçirdim; bu oyunu gözyaşları içinde yazdım. Ne yazık ki bugün bile bu oyuna dönüp yeniden okumak ve üzerinde çalışmak cesaret istiyor. Bazen kendimi buna yeterince güçlü hissetmiyorum. Dilerim tarih bir daha hiç kimseye böyle acılar yaşatmaz. Yaklaşık üç yıl boyunca, mübadele nedeniyle göç etm...