Ana içeriğe atla

Penti Çorabıyla Ünlü Empatisi Kurmak...

Hayırlı bir cuma günü Penti'den aldığım Bebek desenli çorabı giyip kendimi Taksim'e attım. Allahım herkes bana bakıyor, çorabıma bakıyor. Ne yapacağımı şaşırdım. Böyle olacağını bilseydim dedim içimden bu çorabı giymeden önce 3 kez düşünürdüm. Ama hiç düşünmeden giydiğim için böyle oldu. Reklam oldum... Daha doğrusu çorabın reklamı oldu. Yok satıyor diye duyduğum çorabı benden başka giyen yok mu diye düşündüm. Aslında ona kanıp almıştım ama kimsede görmemiştim. Taksim yetmedi Karaköy oradan da Kadıköy'e vardım. Aynı tepkiler yine "Aa çoraba bak" diye birbirlerini dürten onlarca insan... Eve dönüş yolunda anladım ki ünlü olmak nasıl birşey diye merak edenler bu tarz bir deney yapabilir. Ünlü olmak istemediğimi anladım. Herkes bana bakmasın, herkes birbirine beni göstermesin. Allah korusun böyle durumlarda...
Penti'ye mail attım bana borçlandılar. Umarım öderler...İyi bir reklama ihtiyaçları var. Bu kadar çorap satıyorlarsa giydirmeliler de!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Terminus'da Ne Var? "The Walking Dead"

Kim ölür kim kalır meselesi... İzlemeden okumayalım lüften. 4. Sezon 8. bölümün sonunda herkes hapishaneden dışarı savrulmuştu. Gözü dönmüş vali gidip bir kampı kendine göre düzenlemiş, görünürde bir aile bile kurmuştu. Ancak bu hayat onun için yeterli değildi. Kendi kendine hapishanedekileri (yani Rickleri) düşman edinmişti ve intikam almalıydı. Kamptakileri doldurup hapishaneye sürdü. Ve Hershel'in kafası gövdesinden ayrıldı... Sapkın vali bunu Michonne'nin kılıcıyla yaptı. Sonrasında karşılıklı bir saldırmaca sürdü. Otobüsle hapishaneden ayrılanlar ve bir sağa bir sola savrulanlar oldu. Ne hikmettir ki ilerleyen bölümlerde otobüsün en güvensiz yer olduğu anlaşıldı. 8. bölüm sonrasında "The Walking Dead" fanatikleri merakla bekledi. Kim nereye gitti, nasıl buluşacaklar? Rick ve Carl, Judith'i kaybetti ve bunu uzun bir süre üstlerinden atamadılar. Ağır yaralı olan Rick'i oğlu Carl gözetti. Bu süreçte babasıyla bazen monolog bazen de dial...

contemporary

Benim Evim Senin Evin- Mübadele Tiyatrosu

Basında Biz 🤍 Mimesis Dergi -Evrensel Gazetesi- Tiyatro Dergisi   OYUNU YAZARKEN ÖNCESİ VE SONRASI  Nüfus Mübadelesi’nin üçüncü kuşak torunlarından biri olarak, bu oyunu yazmayı atalarıma olan bir borç olarak görüyorum. Doğduğunuz toprakları, yurdunuzu ve anılarınızı geride bırakmak çok zordur… En acı olan ise bu kararın başkaları tarafından verilmesi ve insanların buna mecbur bırakılmasıdır. Anneannemden dinlediğim hikâyeler ve okuduğum kitaplar ruhumu bambaşka yerlere taşıdı. Bu zorunlu göçün, onu yaşayan insanların üzerinde silinmez bir travma yarattığını ve bunun farkında olmadan sonraki kuşaklara aktarıldığını hissettim. Araştırmalarım sırasında duygusal olarak çok zor günler geçirdim; bu oyunu gözyaşları içinde yazdım. Ne yazık ki bugün bile bu oyuna dönüp yeniden okumak ve üzerinde çalışmak cesaret istiyor. Bazen kendimi buna yeterince güçlü hissetmiyorum. Dilerim tarih bir daha hiç kimseye böyle acılar yaşatmaz. Yaklaşık üç yıl boyunca, mübadele nedeniyle göç etm...