Ana içeriğe atla

The Neon Demon


16 yaşındaki Jesse ailesini kaybettikten sonra Georgia'dan Los Angeles'a gelir. Yol kenarındaki bir motelde kalır. Tek umudu ise güzelliğini kullanabileceği bir işe sahip olmaktır. Bu da modelliktir. Jesse ilk fotoğraf çekimini yaparken bir makyözle tanışır. Ona cinsel anlamda yaklaşmaya çalışan Ruby ile çıkışta bir partiye giderler. Sarah ve Gigi ise orada tanıştığı manken kızlardır. Jesse kendi güzelliğine güvenir ve bu etrafındakileri çileden çıkarır.
The Neon Demon psikolojik gerilim türünde olduğu için yukarıda anlatılan gibi işlenmeyen bir film. Yani görmek lazım. Işık ve renk kullanımı, donuk oyunculuklar filme ayrı bir hava katıyor. Özellikle partideki gösteri sahnesi çok etkileyici. Jesse'nin ilk defilesinde aynadaki duygu değişimi, arada görülen hayal-gerçek imgeler de cabası.
Özünde güzel bir kızın modellik gibi bir dünyada ayakta kalma çabası anlatılıyor. Ama nasıl? Farklı bir dille ve türle. İyi seyirler:))

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Terminus'da Ne Var? "The Walking Dead"

Kim ölür kim kalır meselesi... İzlemeden okumayalım lüften. 4. Sezon 8. bölümün sonunda herkes hapishaneden dışarı savrulmuştu. Gözü dönmüş vali gidip bir kampı kendine göre düzenlemiş, görünürde bir aile bile kurmuştu. Ancak bu hayat onun için yeterli değildi. Kendi kendine hapishanedekileri (yani Rickleri) düşman edinmişti ve intikam almalıydı. Kamptakileri doldurup hapishaneye sürdü. Ve Hershel'in kafası gövdesinden ayrıldı... Sapkın vali bunu Michonne'nin kılıcıyla yaptı. Sonrasında karşılıklı bir saldırmaca sürdü. Otobüsle hapishaneden ayrılanlar ve bir sağa bir sola savrulanlar oldu. Ne hikmettir ki ilerleyen bölümlerde otobüsün en güvensiz yer olduğu anlaşıldı. 8. bölüm sonrasında "The Walking Dead" fanatikleri merakla bekledi. Kim nereye gitti, nasıl buluşacaklar? Rick ve Carl, Judith'i kaybetti ve bunu uzun bir süre üstlerinden atamadılar. Ağır yaralı olan Rick'i oğlu Carl gözetti. Bu süreçte babasıyla bazen monolog bazen de dial...

contemporary

Benim Evim Senin Evin- Mübadele Tiyatrosu

Basında Biz 🤍 Mimesis Dergi -Evrensel Gazetesi- Tiyatro Dergisi   OYUNU YAZARKEN ÖNCESİ VE SONRASI  Nüfus Mübadelesi’nin üçüncü kuşak torunlarından biri olarak, bu oyunu yazmayı atalarıma olan bir borç olarak görüyorum. Doğduğunuz toprakları, yurdunuzu ve anılarınızı geride bırakmak çok zordur… En acı olan ise bu kararın başkaları tarafından verilmesi ve insanların buna mecbur bırakılmasıdır. Anneannemden dinlediğim hikâyeler ve okuduğum kitaplar ruhumu bambaşka yerlere taşıdı. Bu zorunlu göçün, onu yaşayan insanların üzerinde silinmez bir travma yarattığını ve bunun farkında olmadan sonraki kuşaklara aktarıldığını hissettim. Araştırmalarım sırasında duygusal olarak çok zor günler geçirdim; bu oyunu gözyaşları içinde yazdım. Ne yazık ki bugün bile bu oyuna dönüp yeniden okumak ve üzerinde çalışmak cesaret istiyor. Bazen kendimi buna yeterince güçlü hissetmiyorum. Dilerim tarih bir daha hiç kimseye böyle acılar yaşatmaz. Yaklaşık üç yıl boyunca, mübadele nedeniyle göç etm...