Ana içeriğe atla

Boychoir-François Girard


Stet, 12 yaşında dünya güzeli bir çocuktur. Ancak kaderi güzel değildir. Hafifmeşrep alkolik annesine destek olmaya çalışırken bir yandan da okula gider. Okul arkadaşlarının annesiyle dalga geçmesine sert karşılıklar verir, sürekli öğretmenleri tarafından cezalandırılır. Ona okumayacak bir çocuk gözüyle bakılır. Tek bir öğretmeni hariç. Onun müziğe olan yeteneğine inanır ve ünlü "Boychoir" korosunu okula davet eder. Koro şefiyle onu tam tanıştıracaktır ki Stet oradan kaçar. Eve döndüğünde ise annesinin bir trafik kazasında öldüğünü öğrenir.
Mezarlıkta babası ile tanışan Stet mecburen onunla gider, belki bir yuvası olur diye düşünürken Boychoir yatılı müzik okulunda kendini bulur. Biyolojik babasının düzenli bir ailesi vardır, yani geçmişte Stet'in annesi ile yaptığı kaçamağı karısına söyleyemeyeceği için onu eve götüremeyecektir. Stet istemeyerek de olsa okula kabul edilir. Okulun paraya ihtiyacı vardır. Ve zamanla Stet'e de ihtiyacı olacaktır.
Yaşı gereği diğer öğrencilerden farklı olan çocuk koroya girebilmek için gece gündüz çalışır. Herkes Noel'de ailesinin yanına giderken o gizlice okulda kalmaya devam eder. Diğer çocuklardan biraz farklıdır, asabi olması ve işleri kendine göre halletmesi biraz tedirginlik yaratır. Hocaları Stet'in hızla ilerleme kaydetmesine şaşırırlar ve New York'taki konser için onu soloya çıkarmak isterler. Stet'in tek rakibi diğer solo söyleyen okulun yıldız çocuğudur. 
Stet rakibinin hastalığından yararlanır ve soloya çıkar. Orkestra şefi ise onunla gurur duymaktadır. Notaları çalınsa bile o bunu dert etmez kendini müziğin ritmine bırakır. Rakibin intikamı bununla da bitmez, annesinin polisteki fotoğrafını bulur ve okulun her yerine asar, Stet de bunu affetmez ve çocuğu bir güzel pataklar. Disiplin cezası alıp almaması orkestra şefinin elindedir. Onun da Stet'in dediği gibi fazla zamanı yoktur.
Son konser kilisededir ve "Gökten meleklerin  indiğini, insanların ağladığını" görmek isteyen okul yöneticisi hazır beklemektedir. Stet gece gündüz çalışarak tiz sese çıkmayı başarmıştır ve tüm kilise onun sesiyle inlerken babası da onu gizlice izlemektedir.
Stet tam okula adapte olmuş, müziği içine sindirmiş ve başarının tadını yakalamışken beklenmedik bir durumla karşılaşır. Aslında bu herkesin beklediği ama onun tahmin edemediği bir şeydir. Stet'in sesi değişir. Yaşı gereği ergenliğe girdiği için kalınlaşan sesi artık koro için uygun değildir. Ve Stet okuldan ayrılmak zorundadır. Babası ve cici annesi onu almaya gelirler. Stet okul sayesinde yeni bir aile kazanmıştır.
Dustin Hofmann, disiplinli orkestra şefini çok iyi oynuyor, abartmadan, kendini göstermeden ve rol çalmadan. Bugün isim yapmış hangi oyuncu o rolde olsa "Ben Starım" demek için büyük büyük oynar ancak mütevazi duruşuyla "Boychoir"un sağlam bir film olmasını sağlıyor.
Garrett Wareing, Stet karakterini hakkını vererek canlandırıyor. Hem sevimli hem agresif olabilen güzel bir yüze sahip ve çok yetenekli bir çocuk. 
Baştan sona boğazınızda bir düğümle filmi izliyorsunuz ve sona doğru gözyaşlarını koyveriyorsunuz. Özellikle müzikler muhteşem. Stet'in öyküsü bu kadar güzel anlatılabilirdi. Muhakkak izlenmesi gereken sağlam bir film:)) Yönetmen François Girard'ın ve senarist Ben Ripley'ın ellerine sağlık. İyi seyirler.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Allacciate Le Cinture - Kemerlerinizi Bağlayın

Yönetmen Ferzan Özpetek'in son filmi "Kemerlerinizi Bağlayın" dün Türkiye'de vizyona girdi. Bu havada Ferzan filmi iyi gider diyerek arkadaşlarla bilet aldık. Koltuklarımıza kurulduktan sonra yağmurun sesiyle açılış sekansı başladı. Hareketli kamera şiddetle yağan sağnağı adeta bize yaşattı. Otobüs durağına varınca da bir tilt ile filmin başrol oyuncularıyla tanışmış olduk hemde bir ırkçı kavga sebebiyle. Güzel Elena, bir barda garson olarak çalışmaktadır, en yakın arkadaşı ise gay Fabio'dur. Fabio ise Silvia ile oturmaktadır. Akşamları eve gelmemesiyle bir sevgili edindiği anlaşılan Silvia, çareyi arkadaşlarıyla Antonio'yu tanıştırmakta bulur. Tamirci olan kaba davranışlı Antonio, Silvia'nın arkadaşları tarafından sevilmez. "Zıt kutuplar birbirini çeker" Antonio ve Elena birbirine aşık olur. Ancak Elena'nın iki senelik bir ilişkisi vardır ve maalesef! o da Silvia'ya aşıktır.  Bara gelen Antonio bir bardak birayı fondip yaptıkta...

Terminus'da Ne Var? "The Walking Dead"

Kim ölür kim kalır meselesi... İzlemeden okumayalım lüften. 4. Sezon 8. bölümün sonunda herkes hapishaneden dışarı savrulmuştu. Gözü dönmüş vali gidip bir kampı kendine göre düzenlemiş, görünürde bir aile bile kurmuştu. Ancak bu hayat onun için yeterli değildi. Kendi kendine hapishanedekileri (yani Rickleri) düşman edinmişti ve intikam almalıydı. Kamptakileri doldurup hapishaneye sürdü. Ve Hershel'in kafası gövdesinden ayrıldı... Sapkın vali bunu Michonne'nin kılıcıyla yaptı. Sonrasında karşılıklı bir saldırmaca sürdü. Otobüsle hapishaneden ayrılanlar ve bir sağa bir sola savrulanlar oldu. Ne hikmettir ki ilerleyen bölümlerde otobüsün en güvensiz yer olduğu anlaşıldı. 8. bölüm sonrasında "The Walking Dead" fanatikleri merakla bekledi. Kim nereye gitti, nasıl buluşacaklar? Rick ve Carl, Judith'i kaybetti ve bunu uzun bir süre üstlerinden atamadılar. Ağır yaralı olan Rick'i oğlu Carl gözetti. Bu süreçte babasıyla bazen monolog bazen de dial...

Gece Sahilde Tek Başına

Young Hee, Güney Kore'de ünlü bir aktristir. Yönetmenle yaşadığı bir ilişki sonucunda kalbi çok kırılır. Çünkü adam evlidir. Hamburg'a giden Young Hee, bir arkadaşının evinde kalır. Hem kalbinden aşkın izlerini silmeye çalışır hem de adamın gelip onu almasını bekler. Farklı bir ülkede her gün parkta yürüyüş yapar, yeni insanlarla tanışır ve biraz daha rahat davranmaya çalışır. Her ne kadar arkadaşı onun bir yemekte alkol alıp gevşemesinden hoşlanmasa da Young Hee o an canı ne isterse onu yapmaya kararlıdır. Ülkesine geri döndüğünde eski arkadaşlarını bulur ve onların değişimini gözlemler. Hala bekar olan erkekleri acımasızca eleştirir. Eski aşkının ne yaptığını merak etse de çok peşinde düşmez. Eninde sonunda hesaplaşacak kadar içinde biriktirdikleri vardır. Young Hee sadece sevilmek istediğini anlamıştır. O yüzden çevresindekilerle bu konuda rahatça tartışır. Arkadaşların onun zor zamanlarına destek olmak için seslerini çıkarmazlar. Young Hee sahilde uyuduğu bir gün es...