Ana içeriğe atla

I wanna see "Diamonds" in the sky

Rihanna bacının son güzel şarkısı dinlenir diyorum.
Sonbahar havasına iyi gider.
Diş çekimi olayını atlatıyorum sanırım ya da yönlendirme oldu başka şeyleri düşünüyorum.
O andan sonra koymadı o kadar acı!
Sevgili taşındı ve evi yerleşiyor. Aslında çoğunu pazar hallettik.
Nasılsa 25 mkarede...
Ha bir de pazar yüzdüm hem kapalı havuzda hem açıkta.
Vücut ısım 38 derece iken abartsızı 20 dereceden az olan suya gözü kapalı girdim.
Felç olmaktan korktum, güneşlenmeye gittim ancak fırtına çıktı ee normal Ekim ayındayız.
Koşarak eve gittim hemen sıcak duş, ardından da biraz uyudum aslında tam dalamıyorum.
Odada güneş ışığı vuran yere yattım uyudum:)
Vitamin aldım işte.
The Newsroom son bölümü de izlenirse bir sezon kapanmış olacak.
Bugün çok kahve içtim yeter ama açık çay olsa iyi giderdi.
Aslında ağzımın içindeki oyuğu unutamıyorum.
Dilim varmıyor bile oraya!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Terminus'da Ne Var? "The Walking Dead"

Kim ölür kim kalır meselesi... İzlemeden okumayalım lüften. 4. Sezon 8. bölümün sonunda herkes hapishaneden dışarı savrulmuştu. Gözü dönmüş vali gidip bir kampı kendine göre düzenlemiş, görünürde bir aile bile kurmuştu. Ancak bu hayat onun için yeterli değildi. Kendi kendine hapishanedekileri (yani Rickleri) düşman edinmişti ve intikam almalıydı. Kamptakileri doldurup hapishaneye sürdü. Ve Hershel'in kafası gövdesinden ayrıldı... Sapkın vali bunu Michonne'nin kılıcıyla yaptı. Sonrasında karşılıklı bir saldırmaca sürdü. Otobüsle hapishaneden ayrılanlar ve bir sağa bir sola savrulanlar oldu. Ne hikmettir ki ilerleyen bölümlerde otobüsün en güvensiz yer olduğu anlaşıldı. 8. bölüm sonrasında "The Walking Dead" fanatikleri merakla bekledi. Kim nereye gitti, nasıl buluşacaklar? Rick ve Carl, Judith'i kaybetti ve bunu uzun bir süre üstlerinden atamadılar. Ağır yaralı olan Rick'i oğlu Carl gözetti. Bu süreçte babasıyla bazen monolog bazen de dial...

contemporary

Benim Evim Senin Evin- Mübadele Tiyatrosu

Basında Biz 🤍 Mimesis Dergi -Evrensel Gazetesi- Tiyatro Dergisi   OYUNU YAZARKEN ÖNCESİ VE SONRASI  Nüfus Mübadelesi’nin üçüncü kuşak torunlarından biri olarak, bu oyunu yazmayı atalarıma olan bir borç olarak görüyorum. Doğduğunuz toprakları, yurdunuzu ve anılarınızı geride bırakmak çok zordur… En acı olan ise bu kararın başkaları tarafından verilmesi ve insanların buna mecbur bırakılmasıdır. Anneannemden dinlediğim hikâyeler ve okuduğum kitaplar ruhumu bambaşka yerlere taşıdı. Bu zorunlu göçün, onu yaşayan insanların üzerinde silinmez bir travma yarattığını ve bunun farkında olmadan sonraki kuşaklara aktarıldığını hissettim. Araştırmalarım sırasında duygusal olarak çok zor günler geçirdim; bu oyunu gözyaşları içinde yazdım. Ne yazık ki bugün bile bu oyuna dönüp yeniden okumak ve üzerinde çalışmak cesaret istiyor. Bazen kendimi buna yeterince güçlü hissetmiyorum. Dilerim tarih bir daha hiç kimseye böyle acılar yaşatmaz. Yaklaşık üç yıl boyunca, mübadele nedeniyle göç etm...