Ana içeriğe atla

Şehir Efsaneleri-Wim Vandekeybus

Film festivalinde güzel bir filme gitmek lazımdır dedim.
Dans Filmleri Festivali'de izlediğim "Blush" adlı filmin yönetmeni Wim Vandekeybus yeni bir film çekmiş oh ne güzel gidip izlemeli diye düşündüm:)
Azıcık feyz alırım dans filmi çekerim, gaza gelir senaryo yazarım, aa bak bu açıdan çekmiş derim, yeni bakış açısı edinirim diye de düşündüm.
Ancak ünlü koreografın son filminde hiç dans yoktu. Doğaçlamalardan yola çıkarak şehir efsaneleri anlatılıyordu. Kendisine sormuşlar "İyi güzel film çekiyorsun peki bir hikaye anlatabilir misin?"  gibilerinden. O da bir hışımla bunu çekmiş. 12 günde, doğaçlama, senaryo bile sette yazılmış. Üstün risk! Tabii filmin bir hikayesi var ancak görsel açıdan eksiklik hissediliyor. Belki de ben dans görmek istediğim ve hayalkırıklığına uğradığım için böyle düşünüyorum. Ama haksız da sayılmam. Biraz karanlık bir atmosferi de var filmin. Blush da keza öyleydi ancak izlettiriyordu. Hem de zevkle. Doğmamış çocuğa adanmış bir film. Aynı zamanda gezici kumpanyasıyla oynadığı oyunlarda da bu çocuk sık sık anılıyormuş. Değişik bir duyarlılık örneği. Saygılar.
Yine bir filmi gelse kente yine giderim orası ayrı.
Evdeki karıncaları gördükçe Luis Buñuel geliyor aklıma. "Bir Endülüs Köpeği".
Bolca film izleyesim geldi.
Dün Süleymaniye'deki Golf Turnuvası tanıtım filminin setine misafir olarak gittim.(
Ben tam zamanlı bir çalışan olduğum için maalesef teşrif edemedim.
Anca set fotoğraflarıyla küçük bir ziyaretti. Yukarıya kubbelerin tepesine merdivenle çıkmak da bonustu. 2 haftadır bir petrol tankına bir kubbe tepesine derken yükseklik korkum oluşacak.
Ayrıca ekip bugün Antalya'ya gitti. Aklım onlarda kaldı!!!
Dün akşam Miss Pizza'daki Akdeniz pizza süperdi. Ancak az ve öz yemeye karar verdim. Oturarak çalışmanın riski de şişeye dönmektir.
Bugün evde dinlenmek ve senaryo çalışmak iyi geldi.
Yeni bir haftaya da yağmurla başlıyoruz.
Tüm kışlıklar naftalinlenmişken.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Terminus'da Ne Var? "The Walking Dead"

Kim ölür kim kalır meselesi... İzlemeden okumayalım lüften. 4. Sezon 8. bölümün sonunda herkes hapishaneden dışarı savrulmuştu. Gözü dönmüş vali gidip bir kampı kendine göre düzenlemiş, görünürde bir aile bile kurmuştu. Ancak bu hayat onun için yeterli değildi. Kendi kendine hapishanedekileri (yani Rickleri) düşman edinmişti ve intikam almalıydı. Kamptakileri doldurup hapishaneye sürdü. Ve Hershel'in kafası gövdesinden ayrıldı... Sapkın vali bunu Michonne'nin kılıcıyla yaptı. Sonrasında karşılıklı bir saldırmaca sürdü. Otobüsle hapishaneden ayrılanlar ve bir sağa bir sola savrulanlar oldu. Ne hikmettir ki ilerleyen bölümlerde otobüsün en güvensiz yer olduğu anlaşıldı. 8. bölüm sonrasında "The Walking Dead" fanatikleri merakla bekledi. Kim nereye gitti, nasıl buluşacaklar? Rick ve Carl, Judith'i kaybetti ve bunu uzun bir süre üstlerinden atamadılar. Ağır yaralı olan Rick'i oğlu Carl gözetti. Bu süreçte babasıyla bazen monolog bazen de dial...

contemporary

Benim Evim Senin Evin- Mübadele Tiyatrosu

Basında Biz 🤍 Mimesis Dergi -Evrensel Gazetesi- Tiyatro Dergisi   OYUNU YAZARKEN ÖNCESİ VE SONRASI  Nüfus Mübadelesi’nin üçüncü kuşak torunlarından biri olarak, bu oyunu yazmayı atalarıma olan bir borç olarak görüyorum. Doğduğunuz toprakları, yurdunuzu ve anılarınızı geride bırakmak çok zordur… En acı olan ise bu kararın başkaları tarafından verilmesi ve insanların buna mecbur bırakılmasıdır. Anneannemden dinlediğim hikâyeler ve okuduğum kitaplar ruhumu bambaşka yerlere taşıdı. Bu zorunlu göçün, onu yaşayan insanların üzerinde silinmez bir travma yarattığını ve bunun farkında olmadan sonraki kuşaklara aktarıldığını hissettim. Araştırmalarım sırasında duygusal olarak çok zor günler geçirdim; bu oyunu gözyaşları içinde yazdım. Ne yazık ki bugün bile bu oyuna dönüp yeniden okumak ve üzerinde çalışmak cesaret istiyor. Bazen kendimi buna yeterince güçlü hissetmiyorum. Dilerim tarih bir daha hiç kimseye böyle acılar yaşatmaz. Yaklaşık üç yıl boyunca, mübadele nedeniyle göç etm...