Ana içeriğe atla

Kayıtlar

L'amant Double

Chloe karnının ağrımasından şikayet etmektedir. Glüteni bırakmış olmasına rağmen durum değişmez. Psikolojik olduğunu söyleyen doktorlar onu terapiye gönderir. Yakışıklı terapist Paul ile aralarında bir çekim olur. Chloe eskiye göre kendini daha iyi hisseder ve çalışmaya başlar. Paul ile aynı eve taşınırlar. Her şey yolunda giderken Chloe Paul'un tanıdığı kişi olmadığını anlar. Soyadını değiştirmiş olması rahatsızlık verir ve bazı gerçekleri aramaya koyulur. Karşısına çıkan Paul'ün ikizi Louis'dir. Chloe hayal-gerçek arasında gider gelir. İşi abartıp Louis ile yatmaya başlar. Aradığı da odur, ta ki adam ona zarar verme eşiğine gelene kadar. Chloe hamile olduğunu düşünür ancak bebek ultrasonda ortaya çıkmaz. Bir süre sonra işler içinden çıkılamaz hale gelir. Chloe Paul ve Louis yüzünden bitkisel hayata giren Sandra ile tanışınca onlara haddini bildirmeye karar verir. Bu kez Chloe'nin hayatı tehlikeye girer. Bakalım genç kadın gerçekleri ne kadar kabullenecektir? F...

Call Me By Your Name

Son zamanlarda "A Bigger Splash" adlı filmini izlediğim yönetmen Luca Guadagnino'nun son filmi "Call Me By Your Name" büyük yankı uyandırdı. 1983 yıllarında İtalya kırsalında tatil yapan Yahudi bir aileye akademisyen bir misafir gelir. Oliver adındaki bu genç adam hem bilgisi hem de fiziğiyle dikkat çeker. Ailenin ergen oğlu Elio ise kızlarla takılsa da Oliver'ın gelişiyle değişime girer. Ona karşı nazik ve yakın davranan Oliver da Elio'nun ne hissettiğinden habersizdir. Elio yavaş yavaş Oliver'a açılır. Olumlu tepki alır ve yakınlaşmaya başlarlar. Filmin devamında inanılmaz bir atmosfere girmiş gibi hissediliyor. Başta gözümüzde canlanan İtalya kırsalı ve Elio'nun ailesi geri çekiliyor ve bir aşka yerini bırakıyor. Yönetmen bu aşkı yaratmaktan öte hissedilenleri izleyiciye geçirmeyi amaçlamış gibi. Oliver'ın Elio'ya dokunması ona yakınlık göstermesi, Elio'nun cesurca hamleler yapması, duygusal iniş-çıkışları film olmaktan öte iz...

Mother

Jennifer Lawrence, Javier Bardem, Ed Harris, Michelle Pfeiffer ve  Domhnall Gleeson gibi tanınmış oyuncuların yer aldığı "Mother" filminin yönetmeni Darren Aronofsky. "Black Swan", Requiem for a Dream", "The Wrestler" gibi filmlerin yönetmeni olan Aronofsky yine izleyiciyi etki altında bırakıyor.  Şair olan kocasıyla gözlerden uzak eski ve büyük bir evde yaşayan kadın anne olup olmama konusunda git gel yaşamaktadır. Eşinin ilgisiz olması ile başa çıkar çünkü onun yeniden yazıp üretime geçmesini istemektedir. Beklenmeyen doktor lakaplı bir adam gece kapılarını çalar. Eşi onu içeri alır, hayranı olduğunu sonradan öğreneceği adama oda verir. Ardından karısı da eve gelir. Kadın bundan rahatsız olur hiç tanımadığı insanlar evlerine gelip yerleşmiş bu da yetmezmiş gibi kocasının ödülünü kırmışlardır.  Eve yaşlı çiftin oğulları gelir ve büyük bir kavga kopar. Bunun sonunca bir oğulları ölür diğeri ise kayıptır. Kabus, rüya karışımı sahneler ardı arka...

After the Storm-Umi yori mo mada fukaku

Son yıllarda "Like Father Like Son", "Kiseki" ve "Our Little Sister" filmleriyle bize ebeveyn-evlat ilişkisini sorgulatan yönetmen Hirokazu Kore-eda'nın 2016 yapımı filmi "After the Storm". Shinoda yıllar önce yazdığı kitapla ödül almış işsiz bir yazardır. Diğer kitabına hazırlandığını söylese de bir dedektiflik bürosunda çalışmaktadır. Asıl garip olan eşinin onu aldattığını ispat etmeye çalışan çiftlere değil de aldatan tarafa gider, amacı onlardan daha fazla para almaktır. Bir şekilde patronunu da dolandıran adamın tek amacı ayda bir oğluna nafaka ödemek ve onu rahatça görebilmektir. Bir şekilde hala eski karısını sevse de onun yeni eş adayına da pek sesini çıkaramaz. Çünkü maddi yönden zayıftır. Babası da Shinoda gibidir. Piyango ve kumar takıntılı, rehin dükkanına sürekli eşya bırakan ve annesinin çekmecelerini karıştırıp para arayan... Annesi her ne kadar bir şeyleri paylaşmayı düşünse de oğlunun işe yaramasını istemektedir. Fırtı...

Lost in Paris

Fiona Kanada'da bir kütüphanede çalışır. Gelen bir mektup hayatını değiştirir. Paris'te yalnız yaşayan teyzesi onu yanına çağırmaktadır. Çünkü 88 yaşındadır ve huzurevine gitmesi konusunda baskı görmektedir. Fiona hiç düşünmeden Paris'e uçar. Biraz sakar olan kız ilk anda çantasını ve pasaportunu kaybeder, tabii ki parasını da.  Sokaklarda yaşayan Dom, Fiona'nın çantasını bulur ve paralarını harcamaya başlar. İkisi bir restoranda karşılaşıp dans ederler ve aşık olurlar. Fiona'nın diğer problemi de teyzesini evden kaçmış olmasıdır. Her yerde onu aramaya başlarlar. Kayıp dansçı teyze rolünde Emmanuelle Riva var ki onu Haneke'nin "Aşk" filminden hatırlayabiliriz. Fiona Gordon ve Dominique Abel'in yazıp, yönetip oynadıkları bu film gerçekten çok güzel ve eğlenceli. Aynı zamanda karı-koca olan çiftin "Rumba" adlı filmini izlemiş ve tarzlarını sevmiştim.  İlginç detaylarla dolu filmi izlemek isteyenlere: İyi seyirler.))

The Killing of a Sacred Deer

Yorgos Lanthimos'un merakla beklenen son filmi "The Killing of a Sacred Deer" izleyiciyle buluştu. "The Lobster" filminde biraz gülmüştüm ancak son film bana Haneke'yi anımsattı. Gerçi "Dogtooth" da aile kavramı üzerinden gidiyordu biraz daha rahatsız edici öğeler vardı. Tercihim gülerek rahatsız olmak olsa da "Kutsal Geyiğin Ölümü" 'eden bulur' diye kısaca özetlenebilir.  Steven kalp cerrahı olarak çalışmaktadır. Genç bir delikanlı onu arada ziyarete gelir. Bu çocuk ameliyatını yaptığı bir adamın oğlu Martin'dir. Steven onu sık sık yemeğe götürür ve ona pahalı hediyeler alır. Martin sınırını bilmez aileye daha çok yaklaşır ve daha fazla şey ister. Steven'ın annesiyle birlikte olması ve sürekli yanlarında olması gibi...  Bu duruma dur demek isteyen Steven başka bir sorunla karşılaşır. Küçük oğlu Bob'un ayakları tutmamaktadır. Yürüyemeyen çocuk tüm testlerde normal çıkar. Psikolojik olduğu düşünülse de Martin g...

The Beguiled

Amerikan İç Savaşı sırasında yaralanan kuzeyli bir asker Virginia'da birkaç kadının yaşadığı bir okulun yakınında bulunur. Onu alıp kaldığı yere getiren küçük kızın tek amacı iyileşmesini sağlamaktır. Önceleri okuldaki öğretmenlerin de amacı budur.  Askerin yarasını saran Martha, her ne kadar ciddi görünse de kendini ona yakın hissetmeye başlar. Geçen kısa süre içinde McBurney evdeki kızlara mavi boncuk dağıtmıştır bile... Onun da tek amacı savaştan sağ salim çıkabilmektir. Oysa kadınların hepsine farklı oynamak ona pahalıya patlayacaktır. Edwina, askere karşı bir adım geri dursa da ona aşık olduğunu ve birlikte gidebileceklerini söyleyen McBurney'den etkilenir. Küçük ama biraz oynak olan Alicia çoktan harekete geçip adamı öpmüştür. Evdeki tek erkek olmanın şansını yanlış kullanan McBurney Edwina'nın odasına gideceğini söyleyip Alicia'yı ziyaret eder. Olanlar olur, merdivenlerden aşağı itilen askerin bacağı kötü yaralanır ve Martha gereken teşhisi koyar.  Uyan...