Ana içeriğe atla

Pera Müzesi Filmleri / İçeri Adım, Dışarı Adım

 Pandemi döneminde Pera Müzesi'ne film izlemeye gidemediğimiz için online olarak izleme şansımız var. Üç tane film gördüm ve hemen "Kamerayla İzdivaç" isimle belgeseli izlemeye başladım. Film Esra Erol ile İzdivaç günlerini anlatıyor. Evlendirme programları yapan Esra Erol'un kamera arkasını ve programa katılan eş adaylarını görüyoruz. Bu aralar toplumun ahlakını bozduğu gerekçesiyle yasaklanan programlar zamanında rating rekorları kırıyordu. Özellikle orta yaş ve üstü teyzelerin gönlünü kazanan Esra Erol 'herkese iyilik yapmak istiyorum' mottosundan yola çıkarak bekarları yalnızlıktan kurtarmaya çalışıyordu. Üstelik eğlenceli bir programla. Doğa Kılcıoğlu'nun filmi 2010 yapımı ve 52 dakika. İyi seyirler.

Siyah beyaz çekilen "Saklı" 2016 yapımı 70 dakika. Ali Kemal küçük bir bakkal işletmektedir. 5 senedir çıktığı Berfin ile iki ay sonra evlenecektir. Üstelik eli eline değmemiştir. Bir yandan cinsel özgürlüğü sorgularken bakkala gelen bir kadından babasının öldüğünü öğrenir. Yıllar önce onları terk eden babası yaşıyordur ve yeni ölmüştür. Onun aklında hep ölü olmasına rağmen. Kadın Ali Kemal'i şaşırtmaya devam eder. Babasının 30 yaşında şafak vakti erkekten kadına döndüğünü ve onun da dönüşüm yaşayacağını söyler. Adam neye inanacağını şaşırır ve kadın günden güne onu ikna edecek kanıtlarla gelmektedir. Nişanlı çift içinden çıkılamaz bir duruma sürüklenir. 

Bir diğer film de "Onun Filmi" 2017 yapımı bu filmi Su Baloğlu ve Merve Bozcu yönetmiş. Bir filmin nasıl yapıldığının macerasını anlatıyor. İki genç, kadın yönetmenlerle röportaj yapıyorlar. Kendileri de yolun başında olduğu için onlara ne gibi zorluk çektiklerini soruyorlar. Kararsızlık en kötü şeydir diyor ustalaşmış yönetmenler ve filmin iki genci de biraz bu durum içinde. Kamera bulmak, röportajları zamanında yapmak, açı ayarlamak ve filmi toparlamak zor işler. Hele bir de maddi imkansızlıklar işin içindeyse. Bu durum hepimiz için geçerli. Film çekmek istiyoruz. Destek bulamıyoruz. Ve iş bölümü yapmak gerekirken her işi kendimiz üstlenmek zorunda kalıyoruz. Bu da asıl yönetmenlik işinin aksamasına neden oluyor. Filmde Su ve Merve'yi daha fazla görmek inandırıcı olurdu. Onların asıl yaşamı ve aralarındaki ilişki iniş çıkışları, bu işe neden girdikleri çok fazla mantığa oturmuş gibi. İçlerinde sinema yapma isteği var mı yoksa bir araya gelen bazı fırsatlar mı onları buna itti pek açık değil. Umarım ikisi de film çekmeye devam eder.))

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Terminus'da Ne Var? "The Walking Dead"

Kim ölür kim kalır meselesi... İzlemeden okumayalım lüften. 4. Sezon 8. bölümün sonunda herkes hapishaneden dışarı savrulmuştu. Gözü dönmüş vali gidip bir kampı kendine göre düzenlemiş, görünürde bir aile bile kurmuştu. Ancak bu hayat onun için yeterli değildi. Kendi kendine hapishanedekileri (yani Rickleri) düşman edinmişti ve intikam almalıydı. Kamptakileri doldurup hapishaneye sürdü. Ve Hershel'in kafası gövdesinden ayrıldı... Sapkın vali bunu Michonne'nin kılıcıyla yaptı. Sonrasında karşılıklı bir saldırmaca sürdü. Otobüsle hapishaneden ayrılanlar ve bir sağa bir sola savrulanlar oldu. Ne hikmettir ki ilerleyen bölümlerde otobüsün en güvensiz yer olduğu anlaşıldı. 8. bölüm sonrasında "The Walking Dead" fanatikleri merakla bekledi. Kim nereye gitti, nasıl buluşacaklar? Rick ve Carl, Judith'i kaybetti ve bunu uzun bir süre üstlerinden atamadılar. Ağır yaralı olan Rick'i oğlu Carl gözetti. Bu süreçte babasıyla bazen monolog bazen de dial...

contemporary

Benim Evim Senin Evin- Mübadele Tiyatrosu

Basında Biz 🤍 Mimesis Dergi -Evrensel Gazetesi- Tiyatro Dergisi   OYUNU YAZARKEN ÖNCESİ VE SONRASI  Nüfus Mübadelesi’nin üçüncü kuşak torunlarından biri olarak, bu oyunu yazmayı atalarıma olan bir borç olarak görüyorum. Doğduğunuz toprakları, yurdunuzu ve anılarınızı geride bırakmak çok zordur… En acı olan ise bu kararın başkaları tarafından verilmesi ve insanların buna mecbur bırakılmasıdır. Anneannemden dinlediğim hikâyeler ve okuduğum kitaplar ruhumu bambaşka yerlere taşıdı. Bu zorunlu göçün, onu yaşayan insanların üzerinde silinmez bir travma yarattığını ve bunun farkında olmadan sonraki kuşaklara aktarıldığını hissettim. Araştırmalarım sırasında duygusal olarak çok zor günler geçirdim; bu oyunu gözyaşları içinde yazdım. Ne yazık ki bugün bile bu oyuna dönüp yeniden okumak ve üzerinde çalışmak cesaret istiyor. Bazen kendimi buna yeterince güçlü hissetmiyorum. Dilerim tarih bir daha hiç kimseye böyle acılar yaşatmaz. Yaklaşık üç yıl boyunca, mübadele nedeniyle göç etm...