Ana içeriğe atla

-Sizi Kim Gönderdi? -FARGO

ZAVALLI LESTER!
Minnesota'nın güneş görmeyen soğuk karlı günleri...
Sigortacılık yaparak geçimini sağlayan Lester karısıyla mütevazi bir yaşam sürer.
Eşinin en çok şikayet ettiği şey çalışırken zıplayan eski çamaşır makinasıdır. Bir sabah kocasının üstüne gider. Hatta Lester yerine kardeşi Chaz ile evlenmesi gerektiğini bile söyler. Sorumluluk almayan, işlerini büyütmeyen Lester karısına sinir olarak rutin masabaşı işine gider. Yolda hiç istemediği halde liseden arkadaşı ile karşılaşır. Hess yanındaki vahşi oğullarına hava atmak için eski günlerdeki gibi Lester'ı yine sıkıştırır. İstemdışı kaçmak isteyen Lester burnunu cama çarpar ve soluğu hastanede alır.
Lester'ın hayatını değiştirecek olan adam Lorne takma isimli bir seri katildir. Bagajında çıplak bir Asyalı taşırken kaza yapıp mecburen yolu Minnesota'ya düşer. Hastanede yanyana oturan bu iki adam aslında kısa ama derin bir mevzuyu konuşurlar. Lorne kendinden emin bir şekilde Lester'a onu rahatsız eden adamı öldürmesini söyler. Şaşkına dönen Lester'a yoksa bunu kendinin yapacağını söyler. Evet ya da hayır cevabını alamayan katil Hess taşımacılığa giderek önce adamla tanışır sonra da bir striptiz kulübünde kafasına bıçağı saplar.
Lester da boş durmaz karısı aralıksız söylenirken kafasına koca çekici geçirir ve yardım istemek için Lorne'u arar. Eve gelip pisliği temizleyen Lorne bir polis şefini bile öldürür.
İlk sekanslarda acıdığımız Lester zamanla sessiz bir canavara dönüşür.

LORNE SERİYE BAĞLAR
Bundan sonraki süreçte Lorne umurunda olmadan cinayetler işlemeye devam eder çünkü Hess'in kanı yerde kalmasın diye Fargo adamlarını göndermiştir.
Seri katilin peşinde şefinin intikamını almak isteyen Molly ve zamanla ona aşık olan devriye polisi Gus vardır.
Lester akıllıdır. Delilleri karartmak, başkalarına iftira atmak, olayları ters yöne çevirmekte üstüne yoktur. Biraz şaşkın ve zayıf karakterli olması da onu katil olma ihtimalinden uzaklaştırdığı için cinayet davasının üstüne gidilmez ve kendi haline bırakılır.
Son bölümde Lester, FBI'dan gelen iki polisin bir senedir çözemediği kurt-kuzu-ot bilmecesini bir hamlede çözer. İşte bu sebeple basit ama akıllıca hamleler yaparak her seferinde suçlu olmaktan kurtulur.
Lester biraz da cesaret sahibidir. Tam bir sene sonra Vegas'ta karşılaştığı Lorne'un masasına gidip onu tanıdığını iddia ederken hatta asansörde peşini bırakmazken başına geleceklerden habersizdir.
Lester karısını öldürdükten sonra evin bodrum duvarında asılı olan 'terse yüzen balık!' posteri sayesinde kendini bayıltır. Böylece hem çıkabilecek çatışmadan kurtulur hem de polise ifade vermek için zaman kazanır.
Dizideki diğer karakterlere göre zayıf görünmesine rağmen ısrarla şehirden gitmeyip evini terketmez. Herşeyi tekrar yoluna koymaya karar verir. Kendi işini kurar, genç ve güzel iş arkadaşıyla evlenir ve ormanda büyük bir ev satın alır. Ödüllü sigortacı Lester kendi hayatını yaptığı hamlelerle daima garanti altına alır.

MOLLY CİNAYET ZİNCİRİNİN NERESİNDE?
Molly ısrarla çizdiği cinayet zinciri şemasına bakarak zamanını geçirir ve şefini ikna etmeye çalışır. Molly yalnız değildir bir sene önce devriye nöbetinde kiralık katili çevirip gitmesine izin veren kocası Gus onu destekler. Ancak yanlışlıkla Molly'yi vurduktan sonra postacı olarak çalışmaya başlar. Halinde memnundur, kızına iyi bir üvey anne, kendine güzel bir eş, doğmak üzere olan bir de bebek vardır hayatında.
Gus televizyonda izlediği bilgi yarışmalarında yarışmacının parayı riske atmayacak hamleler yapmasını ister. Kızı da bu sebeple onu korkak olarak nitelendirir. Gus, Lorne ile ilk karşılaştığında onu azad etmiştir. Pişman olup peşine düştüğünde ise onu tutuklar ancak delil yetersizliği sebebiyle serbest bırakılır. Bir sonraki cesaret hamlesinde Molly'yi vurup dalağını kaybetmesine neden olunca kendine olan güveni azalır.

GUS KADERDEN KAÇAMAZ
Lorne, Lester için geri döndüğünde ilk Gus ile yolu kesişir ve bir sonraki karşılaşmaları tüm olayları biterecek cinstendir. Özellikle kulübenin kapısında bekleyen kurt bir şeylerinin sonunun geldiğinin habercisidir.
Dizide bir olay sonuçlanmadan ya da başlamadan anlatılan kısa hikayeler o durumları çok iyi özetliyor.
Lester'ın bodrumundaki afiş gibi "Ya diğerleri yanlış sen doğruysan?", bu da dizideki karakterlerin kendilerini sorguladığı zamanları hatırlatıyor. İnsan nereye gideceğini kendi seçiyor.

İZLENESİ DURUMLAR
Eski polis Lou'nun anlattığı hikayeler...
Fargo'nun gönderdiği biri sağır iki adam...
Beceriksiz FBI polisleri...
Yıllar önce bir çanta para bulup zengin olan Stavros...
Eski striptizci Gina'nın ateşi...
Gordo'ya konulan otizm teşhisi...

Ve dahası... Fargo; hemen izlenmesi ve üzerine dostlarla tartışılası bir dizi.






Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Terminus'da Ne Var? "The Walking Dead"

Kim ölür kim kalır meselesi... İzlemeden okumayalım lüften. 4. Sezon 8. bölümün sonunda herkes hapishaneden dışarı savrulmuştu. Gözü dönmüş vali gidip bir kampı kendine göre düzenlemiş, görünürde bir aile bile kurmuştu. Ancak bu hayat onun için yeterli değildi. Kendi kendine hapishanedekileri (yani Rickleri) düşman edinmişti ve intikam almalıydı. Kamptakileri doldurup hapishaneye sürdü. Ve Hershel'in kafası gövdesinden ayrıldı... Sapkın vali bunu Michonne'nin kılıcıyla yaptı. Sonrasında karşılıklı bir saldırmaca sürdü. Otobüsle hapishaneden ayrılanlar ve bir sağa bir sola savrulanlar oldu. Ne hikmettir ki ilerleyen bölümlerde otobüsün en güvensiz yer olduğu anlaşıldı. 8. bölüm sonrasında "The Walking Dead" fanatikleri merakla bekledi. Kim nereye gitti, nasıl buluşacaklar? Rick ve Carl, Judith'i kaybetti ve bunu uzun bir süre üstlerinden atamadılar. Ağır yaralı olan Rick'i oğlu Carl gözetti. Bu süreçte babasıyla bazen monolog bazen de dial...

contemporary

Benim Evim Senin Evin- Mübadele Tiyatrosu

Basında Biz 🤍 Mimesis Dergi -Evrensel Gazetesi- Tiyatro Dergisi   OYUNU YAZARKEN ÖNCESİ VE SONRASI  Nüfus Mübadelesi’nin üçüncü kuşak torunlarından biri olarak, bu oyunu yazmayı atalarıma olan bir borç olarak görüyorum. Doğduğunuz toprakları, yurdunuzu ve anılarınızı geride bırakmak çok zordur… En acı olan ise bu kararın başkaları tarafından verilmesi ve insanların buna mecbur bırakılmasıdır. Anneannemden dinlediğim hikâyeler ve okuduğum kitaplar ruhumu bambaşka yerlere taşıdı. Bu zorunlu göçün, onu yaşayan insanların üzerinde silinmez bir travma yarattığını ve bunun farkında olmadan sonraki kuşaklara aktarıldığını hissettim. Araştırmalarım sırasında duygusal olarak çok zor günler geçirdim; bu oyunu gözyaşları içinde yazdım. Ne yazık ki bugün bile bu oyuna dönüp yeniden okumak ve üzerinde çalışmak cesaret istiyor. Bazen kendimi buna yeterince güçlü hissetmiyorum. Dilerim tarih bir daha hiç kimseye böyle acılar yaşatmaz. Yaklaşık üç yıl boyunca, mübadele nedeniyle göç etm...