Ana içeriğe atla

BATMAN-Kara Şövalye Yükseliyor




Oyuncular Hakkında...

-Christian Bale Batman/Bruce Wayne ikilisini, üçleme boyunca canlandıran tek aktör oldu.

-Bale, bu serinin herhangi bir yerinde “Robin” karakteri görünürse üçlemede yer almayacağını baştan belirtmiş. Yönetmen Christopher Nolan da öykünün karanlık yönünü zedelememesi açısından Robin karakterine yer vermemeyi uygun görmüş.

-Selina Kyle rolü için Anne Hathaway dışında Jessica Biel, Gemma Arterton, Kate Mara, Charlotte Riley ve Keira Knightley de isimleri konuşuldu. Hathaway, Biel ve Mara ile yapılan deneme çekimleri sonrası rolü Hathaway kaptı.

-Miranda Tate rölü içinse Marion Cotillard’ın yanı sıra Kate Winslet, Naomi Watts ve Rachel Weisz2ın isimleri telaffuz edilmişti. Cotillard filmin çekimlerine doğum yaptıktan 2 ay sonra başladı!

-Hugo Strange rolünü Robin Williams’ın oynayacağı dedikodular arasındaydı.

-Anne Hathaway, Selina Kyle rolünü aldıktan sonra “Kedikadın” karakterinin altından kalkabilecek mi soruları medyayı uzun süre meşgul etti.

- Bane rolünde seyrettiğimiz Tom Hardy, Bronson filmindeki performansı sayesinde kadroya dahil edildiğini sanmış. Oysaki Christopher Nolan, Bronson filmini seyretmemiş; Hardy’yi RocknRolla filmindeki performansı sonrası kadroya almış.

- John Blake rolü içinse, Joseph Gordon-Levitt’in yanı sıra Leonardo DiCaprio , James Holzier, Ryan Gosling ve Mark Ruffalo rol için düşünülmüştü. Gordon-Levitt’i beyazperdede Blake olarak seyredeceğiz.

- Kedikadın’a hayat veren Anne Hathaway haftanın 5 gününe yayılan sıkı bir programla role hazırlanmış; aletli jimnastik, dans egzersizlerinin yanı sıra dublörünü de kendisi gibi eğitmiş.

Teknik Detaylar...

-Görüntü yönetmeni Wally Pfister kendisi gibi 3D taraftarı olmayan yönetmen Christopher Nolan’a filmi tamamen IMAX formatıyla çekmeyi teklif etti. Nolan IMAX’i kabul etmesine rağmen, sessizlik isteyen diyalog sahnelerinde kameraların gürültüsü nedeniyle 35mm ve 70mm’lik formatlarda çekim yapıldı. Sonuçta filmin 50 dakikalık bölümünde IMAX kamerası kullanıldı.

Detaylar...

-Christopher Nolan 3 filmlik bir Batman serisini baştan aşağıya çeken ilk yönetmen oldu. Aynı kategoriyle süper kahraman filmlerindeyse ikincilik koltuğunda. (İlk kez Sam Raimi 3 filmlik bir seri olan Örümcek Adam filmlerine baştan aşağıya imza atmıştı.)

-Gary Oldman, yönetmen Nolan’ın oyunculara filmin sonunu yazılı olarak vermediği, çalınma ihtimaline karşılık sözlü olarak anlattığını vurguladı.

-The Hollywood Reporter’ın aktardığına göre, Anne Hathaway'in dublörü Batpod aracını kullandığı bir sahnede IMAX kameralarından birini paramparça etmiş. Bu Christopher Nolan setinde kırılan ikinci IMAX kamera olarak da teknik tarihe geçti.

-Filmde Bane karakteri çizgi romandaki karşılığına en yakın çizilmiş karakter. Christopher Nolan’a göre Batman’i hem fiziksel hem de zihinsel açıdan en çok zorlayan “kötü adam” Bane.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Terminus'da Ne Var? "The Walking Dead"

Kim ölür kim kalır meselesi... İzlemeden okumayalım lüften. 4. Sezon 8. bölümün sonunda herkes hapishaneden dışarı savrulmuştu. Gözü dönmüş vali gidip bir kampı kendine göre düzenlemiş, görünürde bir aile bile kurmuştu. Ancak bu hayat onun için yeterli değildi. Kendi kendine hapishanedekileri (yani Rickleri) düşman edinmişti ve intikam almalıydı. Kamptakileri doldurup hapishaneye sürdü. Ve Hershel'in kafası gövdesinden ayrıldı... Sapkın vali bunu Michonne'nin kılıcıyla yaptı. Sonrasında karşılıklı bir saldırmaca sürdü. Otobüsle hapishaneden ayrılanlar ve bir sağa bir sola savrulanlar oldu. Ne hikmettir ki ilerleyen bölümlerde otobüsün en güvensiz yer olduğu anlaşıldı. 8. bölüm sonrasında "The Walking Dead" fanatikleri merakla bekledi. Kim nereye gitti, nasıl buluşacaklar? Rick ve Carl, Judith'i kaybetti ve bunu uzun bir süre üstlerinden atamadılar. Ağır yaralı olan Rick'i oğlu Carl gözetti. Bu süreçte babasıyla bazen monolog bazen de dial...

contemporary

Benim Evim Senin Evin- Mübadele Tiyatrosu

Basında Biz 🤍 Mimesis Dergi -Evrensel Gazetesi- Tiyatro Dergisi   OYUNU YAZARKEN ÖNCESİ VE SONRASI  Nüfus Mübadelesi’nin üçüncü kuşak torunlarından biri olarak, bu oyunu yazmayı atalarıma olan bir borç olarak görüyorum. Doğduğunuz toprakları, yurdunuzu ve anılarınızı geride bırakmak çok zordur… En acı olan ise bu kararın başkaları tarafından verilmesi ve insanların buna mecbur bırakılmasıdır. Anneannemden dinlediğim hikâyeler ve okuduğum kitaplar ruhumu bambaşka yerlere taşıdı. Bu zorunlu göçün, onu yaşayan insanların üzerinde silinmez bir travma yarattığını ve bunun farkında olmadan sonraki kuşaklara aktarıldığını hissettim. Araştırmalarım sırasında duygusal olarak çok zor günler geçirdim; bu oyunu gözyaşları içinde yazdım. Ne yazık ki bugün bile bu oyuna dönüp yeniden okumak ve üzerinde çalışmak cesaret istiyor. Bazen kendimi buna yeterince güçlü hissetmiyorum. Dilerim tarih bir daha hiç kimseye böyle acılar yaşatmaz. Yaklaşık üç yıl boyunca, mübadele nedeniyle göç etm...